22 Haziran –
15 Temmuz arasi Istanbul’da anneanne ve dedede, 15 Temmuz – 2 Agustos arasi
Cesmede, 2 Agustos – 12 Agustos Bodrum’da, 12 Agustos – 25 Agustos arasi da
yine Istanbul’da babaaanne ve dedede kalmak uzere cook uzun bir tatil plani
yaptik bu sene.
Bahcede
kaydiraginin yaninda yarattigimiz oyun alaninda kurdugumuz, icinde cok keyifli vakit gecirdigimiz yeni oyun evinde son
barbekunu yapip, evini guzelce bi supurup,
son basketlerini atip (hatta
potani da kirip),
havuzunda Dubai’nin cehennem sicaklari gelmeden son guzel
havalarin tadini cikarip,
Ozellikle mama yerken oynamayi cok sevdigin hayvanlarina,
en cok da “moooooo”na...
ve “anne – baba” dedigin
bu iki figure "bye bye" diyip,
uzun bir tatile ciktin oglushum...
Tatil hala bitmedi, cok keyifli geciyor, su an bodrumdayiz, geriye donup
anlatacagim cok sey var, yavas yavas yukliycem olan biteni :)
Dubai’den bir yildiz daha kaydi…nasil da alismistik…3 yil cok ama cok hizli gecti…
Kerem Abin, annesi Dilek ve babasi Gokhan - cok sevdigimiz, nerdeyse her haftasonu birlikte birseyler yaptigimiz Gumuslu ailesi - is nedeniyle Turkiye’ye donme karari aldilar. Ne kadar guzeldi hersey, onlar Dubai’yi cok seviyordu, Dubai de onlari cok seviyordu…keske gitmeselerdi…
Gitmeden once 18-20 haziran arasi bir iki gun, nakliyeciler evlerini toparlarken bizde kaldilar. Cok eglendik. Ozellikle de sen….daha once de dedigim gibi bu 4 yasindaki abilere sen ayri bir bayiliyorsun, kendi yasitlarinla henuz oyun moyun yok, ama abiler oldu mu cevrende keyfine diyecek yok. Bariz heyecanlandigini, mutlu oldugunu hissediyorum ev oyle kalabalikken :)
Iste o keyifli anlardan birkac foto…
Yakisikli
Kerem de nasil bir abilikler, nasil bir sicaklik, bir sevgi sana karsi… cok duygusal,
cok tatli bir cocuk Kerem..Dilek’in anlattigina gore en sevdigi Cars cizgi filmlerde
Simsek McQueen’e bile kotu bisey olunca agliyomus, canim benim :) O siralar dis
cikardigin icin biraz huysuzlastin ara ara, Kerem’cik gidip gelip “yazik anne,
disi agriyo” demez mi? sonra da o minik elleriyle sacini oksayip “aglama baby
kaan, gecicek, aglama”…yerim seni kerem.
O haftasonu
Kerem’den inciler bitmedi tabi…en unutamadiklarim:
·Aquariiumda
cekilen videosunu izletip: “Bak bu shaaaark
(kopekbaligi) ama bu kotuuu…arkadaslarina yardim etmemis…kotuuu” deyisi
·Senin
kitaplarinda gosterdigim kaplumbaga icin “bu ne?” dedigimde “Tortoise”demesi, biz zamaninda bi “turtle” bilirdik, ben
farkini bilmiyorum, o biliyor, demek simdi anaokullarinda surungenlerin her
cinsini ogretiyorlar :)
·Bir
de soru soracagi zaman, normal cumle kurup “mi” mu” vs ile ugrasmayip tonlama
ile cumleyi soru yapmasi. “Yarin da Kaan’larda kalicaaaz?”
Keremcik cok havali kirmizi bir motorsiklet
vs bir suru oyuncagini getirmis sana. Sana nasil binilecegini de gosterdi,yaz tatili bitip eve tekrar donunce eminim en
favori oyuncagin olucak o kirmizi motorsiklet.
Her annenin dustugu, dusebilecegi ikilemlerdeyim su aralar...
Anlaticam, ama once, babanin dogumundan once almis olmasina ragmen ancak okuyabildigim su guzel kitaptan bahsetmek ve diger annelere tavsiye etmek istiyorum:
Bebeklerde Beyin Gelisimi uzerine bir enstutunun kurucularindan Jill Stamm, PhD tarafindan yazilmis “Bright From The Start”.
“Bebeginiz bir kiz cocugu, ancak cok yasamayacak, isterseniz simdi uzun uzun bakabilirsiniz ona” ilk bu kelimelerle tanistim ben annelikle...” diye basliyor yazar kitaba...
Jill Stamm 2 kiz cocugu annesi, kizlarindan ilki 4 ay premature doguyor ve bu ozel ilgiye muhtac bebek sayesinde bu anne, 0-3 yas arasi bebeklerde beyin gelisimi uzerine cok guzel calismalar yapiyor ve bu kiptapta da bu deneyimlerini paylasiyor.
Kitabin ilk bolumu biraz zor bitti - bana o gunleri, o mucizevi olayi tekrar hatirlatti ve bu zavalli anne ve yasadiklarini dusunup bol bol gozyasi dokturdu...ve tabi ki de sukrettirdi halimize... Sonraki bolumleri bir cirpida okudum cunku, inanilmaz akici ve ogreticiydi. Bebeginizle gecirdiginiz yuzyuze zamanin, oyun zamaninin onemi, bazen sessiz ve hicbirsey yapmadan gecirilen dakikalarin yaraticiliga katkisi, dikkat toplama yontemleri, bebeginize baglanmanin, onunla iletisimin, muzigin bebek beyninin gelisimine etkisi gibi bircok konuda cok guzel ornekler veriyor. Herkese tavsiye ederim.
Simdi gelelim, neden bu kitaptan bahsettigime...Kitabin bir bolumu bebeklerin “ekran zamani”na ayrilmis. Televizyon iyi mi kotu mu (daha dogrusu ne kadar kotu?) Peki ya egitici programlar, dvdler? Bilgisayar programlari daha mi iyi? Ne farki var? (benim elimdeki baski yazilirken ipad yoktu sanirim daha, bahsetmemis, ama bilgisayar kismini ipad gibi okudum ben.)
Iste benim ikilemim de bu konuda oglum...yanlis yaptiysam buyuyunce affet...Televizyon izletmedik sana, izletmemeye calisiyoruz. Ara ara, orda burda tabi ki de acildigi oluyor, ama evimizde kendi halimizdeyken izlemiyoruz kesinlikle. Gereksiz uzuluyoruz izledikce diye baban da ben de zaten haber bile izlemekten kacinir olduk, sen yattiktan sonra internetten takip ettigimiz birkac dizi var onlari izliyoruz boxee’den. Ama dedigim gibi hepsi sen yatip uyuduktan sonra oluyor.
Ama seni tamamen uzak tutabiliyor muyuz "ekran"dan? maalesef hayir :( o kadar direncli bir anne-baba degiliz, “olamadik” demiycem aslinda: “olmadik”. Ara ara bahsediyorum, IPad’de izlemeyi sevdigin youtube kliplerinden, “edutainment” diye tabir edilen (education + entertainment, yani egitim + eglence) temali ogretici Ipad uygulamalarindan vs. Gozetimimizde izledigin bu tur seylerin faydali oldugunu dusunuyoruz. Bazi kelimeleri de bunlar sayesinde, gorerek, eglenerek ogrendin zaten. Asagidaki videoda ilk sarkin “row row row your boat”u yine ordan ogrendin mesela:
Burda cok az yakalayabilmisim, ama o pamuk ellerini birlestirip, kurek cekme hareketin yok mu? Yiycem artik seni!!! Aslinda, bu video eski, simdi cesme’deyiz (ben yazilarda hala baya geriden geliyorum bildigin gibi:) dun girdigimiz denizin kenarindaki zodiac botun kureklerini gorur gormez bu sarkiyi soyleyip kureklere asilman beni acayip guldurdu.Canim benim...
Bunlari kontrollu bir sekilde, tabi hep bizimleyken izliyorsun. Izlerken “bak bu kedi, bu top” diye konusarak, ogreterek vaktimizi olabildigince efektif gecirmeye calisiyoruz. Dolayisiyla sen de bence hikayeyi takip edebiliyorsun, oyle bos bos bakmiyorsun. Mesela bu videoda da en sevdigin sahne degismiyor, defalarca izledin, hep ayni yerde guluyorsun ve gercekten komik olaylara guluyorsun, belki de cidden espriden anlamaya basladin artik kimbilir...
0-2 yas arasi cocuklarin televizyon izlememesi gerektigi, 2 yas sonrasinda da fazla tv izlemenin ilerde davranis bozukluklarina yol acabilecegi arastirmalarca saptanmis zaten, bunu herkes biliyor, ama bilgisayar/ipad vs uzerine bir arastirma yok. Eminim bu tur aletler de bir “commodity” safhasina gecince, yani cep telefonu gibi artik herkeste olunca, yeterince satisi yapilinca, yeni bir teknoloji cikinca arastirmasi da ortaya cikar. Ama iste o gune kadar benim icimde hep o suphe, hep o ikilem olucak. TV ile en buyuk fark birinin kontrolunun daha kolay olmasi saniyorum. Bir de su var: yapilan bazi arastirmalara gore bir cocuk televizyon acikken saatte 150 kez baska yerlere bakiyormus, yani dikkati dagiliyormus, ekranda neye bakmasi gerektigini pek bilmiyormus, ama IPad'de butun aksiyon gozlerinin takip edebilecegi, bazen dokununca gerceklesen minik bir ekranda oluyor, dolayisiyla daha iyi konsantre olabiliyorlarmis. Oyle ya da boyle...TV ya da IPad/Bilgisayar...Hepimiz biliyoruz ki asil sorun bagimlilik, dozaji ayarlayabilme, bagimli olmadan bilincli bir sekilde izletebilirsek bir sorun olmaz umuyorum.
Bu arada sadece Ingilizce klipler izlemiyoruz tabi sirin, ogretici Turkce seyler de var. Mesela tuvalet egitimi icin, dis fircalamak icin, tutumlu olmak icin cekilmis minik videolar. Pepee olayina pek girmedik henuz, bakiyim neymis diye actigim bir bolumde sokakta oyun oynarken birden bire halay cekmeye baslayan, arabesk tonda sozu muzige pek uymayan sarkilar soyleyen minik yavrular bi tuhaf geldi birden...bilmem...belki sonra bi sans daha veririz, goremedigim bisey vardir. Caillou fena degil galiba, ogretici gorunuyor. Bir de bir Keloglan var ki sorma: “Anneeyy...aneeey....yandim anneeey” diye bagiran bir oglan! Ilerde izletirsem bana sakin boyle seslenme oldu mu annecim?
NOT:
Ilgilenenlere, IPad vs TV dilemmasinda IPad uygulamalarini savunan ve ne zaman ellerinden alinmasi gerektigini vurgulayan bir yazi (“What Happens When Toddlers Zone Out With an iPad”) umarim dogrudur:
“Should Your 2-Year-Old Be Using an iPad?” baslikli bu yazi da hicbir IPad uygulamasinin elle dokunulan, agizla isirilan (:)) oyuncaklar kadar iyi ogretemeyecegi kanisinda, buna da 100% katiliyorum.
Biliyorsun, yeni 1 yasina basan arkadasin Dorian, annesi Petra ve babasi Kamal'i da alip Dubai'den Qatar'a tasinmislardi...onlari ozluyoruz ama Allah'tan arada sirada Dubai'ye geliyorlar ve bizde kaliyorlar. Iste en son Haziran'in ilk haftasi geldiklerinde gecirdigimiz o guzel haftasonlarindan birkac resim... Alttaki video da ev halleriniz :)
iste bu da videoda bahsi gecen en sevdigin sarki: Cizimlerini cok sevdigimiz Hooplakidz'ten "Five Little Monkeys" - klipteki gozluklu doktor amca bizi hep ama hep gulduruyor - allah da onu guldursun :)
Bak bakalim, asagidaki video ve yukardaki videonun basi, izleyince sana da biseyler cagristiricak mi, yazi basligimi yerinde bulacak misin?
Haziran basi dondu yardimcimiz Rebecca, 1 ayligina gittigi ulkesinden, basta baya bir yabancilama oldu ama 1 hafta sonra alistin, hatirladin ve baskin yapip banyomuza geldiginde de asagidaki videoda goruldugu gibi kendisini bol kahkahalarla karsiladin :)
Buyuk kizinin mezuniyeti icin gitmisti Filipinlere... O gun bana gonderdigi bu guzel resim de, blogumuzu takip eden ve her firsatta sana opucuklerini gonderen Christina ve Rachel icin gelsin. Annelerini hep boyle gururlandirsinlar hayatlari boyunca insallah.
Arkadassin Iain'de 1 yasinda artik, ilk adimlarini da o hafta atti. Haziran basi, cok guzel bir dogumgunu partisi yapmis annesi. Dubai Marina Yacht Club kesinlikle sicak havalarda, kapali alanda cocuk partisi icin ideal bi yermis, aklimda olsun. Cindy'den o cocuklari eglendirmek icin gelen gelen music ogretmeninin kontak detaylarini almam lazim, ne kadar basariliydi, hepinizi nasil da costurdu...