Sonra Mayis-Haziran ayinda da yine benim
MBA derslerimden secmeli olanlar icin, seninle birlikte Londra’ya gidicektim 2
ayligina, biraz da orda yasiyacaktik, arada baban da gelicekti yanimiza. Ben
dersteyken seni birakabilecegim kresleri, kalacagimiz yeri bile arastirmaya
baslamistim.
HAHA :) iste oyle cok fazla plan program
yapmiycakmissin demek ki...hayat bazen su resmini gordugun minnosh gibi guzel
ama beklenmedik surprizler cikarabiliyormus karsina :)
Yaz surprizi oldu... Buyuk surpriz oldu
ikimize de... 3 Agustos - Bodrum tatilimizin ilk gunuydu. Baban’in ogrendikten sonraki ilk
sozleri: “Ne zamandir
hic bu kadar tongaya basmamistim” oldu :) Ben de kara kara okulu nasil bitirecegimi, nasil mezun olacagimi dusundum, yazismalar yaptim, alternatifler dusundum. Add/Drop donemi bitmeden sectigim guzel dersleri birakip, dogum tarihlerine uyabilecek baska dersler almaya calistim. Neyse bunlar bi sekilde hallolacak insallah ama esas bizi dusunduren baska seylerdi. Daha cok seninle ilgili seylerdi.
Buyuk sok
yasadik haliyle…bilemedik…biraz cekindik...cunku biz sana daha hiiic doyamamistik
ki? Seni yeterince yasayamadik daha diye dusunduk…Hem, senin sevgine
esdeger, oyle sonsuz bir sevgi daha olabilir miydi icimizde?.... Aranizda 2 yas 2 ay fark olacak, peki ya kiskanclik olursa, o zaman napacaktik?
Sonra ailelerimizle paylastik. O sok, saskinlik, korku, tereddut yerini sevince, yeni hayallere, yeni heyecanlara birakti. Sonra ultrasonda o minik kalp atislarinin sesini duyunca yine eriyiverdik…Sonra da bir justification (gerekcelendirme) moduna girdik. “Aslinda cok iyi oldu boyle olmasi, aradaki yas farki az olunca birbirleriyle daha iyi anlasirlar, arkadas olurlar. Biz de henuz saga sola vermedigimiz, satmadigimiz bebek esyalarini ikinci kez kullanip olcekler ekonomisinden faydalaniriz” diye dusunmeye basladik, mutlu olduk, sonra yine saskoloz olduk…iste boyle bir mutlu bir saskin ruh halindeyken yasadigimiz diyaloglardan biri mesela:
Sonra ailelerimizle paylastik. O sok, saskinlik, korku, tereddut yerini sevince, yeni hayallere, yeni heyecanlara birakti. Sonra ultrasonda o minik kalp atislarinin sesini duyunca yine eriyiverdik…Sonra da bir justification (gerekcelendirme) moduna girdik. “Aslinda cok iyi oldu boyle olmasi, aradaki yas farki az olunca birbirleriyle daha iyi anlasirlar, arkadas olurlar. Biz de henuz saga sola vermedigimiz, satmadigimiz bebek esyalarini ikinci kez kullanip olcekler ekonomisinden faydalaniriz” diye dusunmeye basladik, mutlu olduk, sonra yine saskoloz olduk…iste boyle bir mutlu bir saskin ruh halindeyken yasadigimiz diyaloglardan biri mesela:
Bodrum’dayiz,
minderlerde oturuyoruz, birseyler yiyip
iciyoruz, sen de kenarda yanimizda kovan kureginle oynuyorsun.
Anne: “Acaba kiz mi olucak erkek mi? aman saglikli olsun da… “ ( klasik…her annenin cinsiyet konusu acildiginda sarfettigi ikinci cumlesi:) ama gercekten oyle, saglik disinda yok bi temennimiz)Baba: (eliyle ileriyi isaret ederek) “Sen sundan bana bi tane daha ver, baska bisey istemem”
Anne: (masa ustunu gostererek) “Neyden bi tane daha canim? Bira mi?"
Baba: “?!?.. :)) ben Kaan’dan bahsediyorum”
Uzun lafin
kisasi kardes geliyor oglush. Bir erkek kardes geliyor insallah Mart 8-9 gibi.
Ben de, saniyorum icimdeki kiz ozlemini bastirmak icin, senin uzerinde denedigim at kuyruklarina devam edecegim artik naapalim:)
saka saka :) yakinda kestiriyoruz merak etme…kurtuluyorsun benden :) Aciyorum o lulelere ama naapiyim :(
onlerden aliyorum arada ama arka taraflara makas degdirmeye bir turlu elim
varmiyor :(
Su an 18. Haftamdayim,
yolu nerdeyse yariladik bile J Bundan sonra bu blogdan ikinize birlikte
seslenecegim, ikinizin maceralarini anlatacagim. Allah'tan ileriyi gorumusum,
blogun adini jenerik BABY AKCA koymusum. Baby Akcalar duble oldu artik :)
Iste boyle oglush…"E peki siz bana hic sordunuz mu
kardes istiyor muyum diye?" dersen cevabimiz burda canim:
“E bariz mutluluk dansi bu!” diye yorumladik biz babanla, bilmiyorum J
Haydi
bakalim, yeni bir maraton, yine bir maraton!... Su ana kadar iki cocuk
sahibi arkadaslarimin nerdeyse hepsi "2 cocuklu olmak 2 kat degil 10 kat (!)
daha zor" diyerek bizi bi sevklendirdiler. Bakalim onumuzdeki gunlerde neler
yasiycaz, yeni yolculugumuzda emin (ve de alttaki gibi sirin) adimlarla ilerliyoruz :)
Yalniz butun bunlarin, Bodrum oncesi ben su komik zaytung
haberini okuduktan 1 hafta sonra olmasi da apayri guldurdu, dusundurdu beni J Yoksa bu bir isaret miydi, seneye biz de bu asagida
bahsedilen aile gibi bisey mi olacaktik?
oh noooooo!!!! :))))
oh noooooo!!!! :))))
2 Çocuğuyla Birlikte Tatile Çıkan Gündoğdu Ailesi, 7'den 70'e Herkesin
Haklı Nefretini Kazanarak İstanbul'a Döndü
Yaklaşık 1
hafta önce İstanbul'dan yola çıkarak Fethiye-Ölüdeniz'e gelen ve tatillerini
burada geçiren 4 kişilik Gündoğdu ailesi, seyahatin en başından itibaren
yollarına çıkan herkesin haklı nefretini kazanarak dün sabah sularında evlerine
döndüler. Hem kendilerine hem de çevredekilere tatili zehir eden Mehmet-Rana
Gündoğdu çifti ile çocuklarının Ölüdeniz yolculuğuna ebeveynlerin kavgası ve
çocukların gözyaşları damgasını vururken, her şeye rağmen Facebook albümlerinde
mutluluk tablosundan yine taviz verilmedi.
Yine hayal
kırıklığı
Gündoğdu ailesinin büyük
sabırsızlıkla beklediği yaz tatili, ilk çocukları Nahit Efecan (6)'ın
doğumundan sonraki bütün tatiller gibi yine hayal kırıklığı ile sonuçlandı.
Daha Otogar'da, otobüse biner binmez oturma kombinasyonları ile ilgili
yaşadıkları tartışmayla tatillerine start veren Mehmet-Rana çifti, otobüsün
hareket etmesinin hemen ardından minik Mediha Busenaz (4)'ın ağlama krizine
girmesiyle yol boyu büyük küçük herkesin bedduasını aldı. Çiftin tatili,
aldıkları bedduaların da etkisiyle bir daha iflah olamadı.
Kaldıkları
otele vardıklarında baba Mehmet Gündoğdu'dan gelen "hadi çocuklar siz
havuza inin kardeş kardeş oynayın, biz annenizle biraz dinlenelim"
şeklindeki üstü kapalı seks teklifinin Rana Hanım tarafından “aa, olmaz öyle
şey bırakmam çocuklarımı bilmediğim yerde” sözleriyle reddilmesi çekirdek
ailenin otelde yaşadığı ilk gerginlik olarak kayıtlara geçti. Mehmet Bey, “e bu
şekilde mi geçecek peki bir hafta, hayret bir şey” sözleriyle gerginliği
tırmandırırken, 5. günde gerçekleşen reglin de katkılarıyla tam olarak o
şekilde geçen haftadan öne çıkan bazı önemli satırbaşları ise şu şekilde:
İşkence
tatilinin detayları
1. Gün: Eşyanın yerleştirilmesi,
çocukların hazırlanması, Rana Hanım'ın epilasyonu derken kahvaltının sonuna
yetişebilen aile; açık büfeden geriye kalanlara çekirge sürüsü iştahıyla
saldırarak otele ödedikleri paranın bir kısmını çıkarmaya çalıştı. Çocukların
hiçbir şey yemeyerek, sürekli ortalarda koşturması ve diğer masalara dadanması
ile otel çalışanları ve diğer müşteriler "Gündoğdu Ailesi" gerçeği
ile tanışmış oldu. Açık büfede bir nebze kara geçen baba Mehmet Gündoğdu, melek
yavruları Busenaz ile Efecan’in gün içindeki dondurma, güneş gözlüğü, simit ve
kolluk gibi ağlama krizleriyle dile getirdikleri ihtiyaçlarına kayıtsız
kalamayarak günü 120,00 TL zarar ile kapattı.
2. Gün:
Kahvaltıda yediği 8 çeşit peynir ile ailesinin yüzünü güldüren Busenaz, saat 11
sularında kardeşi ile girdiği “deniz suyu içilir ki” tartışmasından kusarak
ayrıldı. Günün geri kalanını kızı ile birlikte revirde geçiren Rana Hanım'ın
aksine, Mehmet Bey oğlu ile oynadığı “Alman çocuğu kuma gömmece” oyunu
sayesinde iki saat kadar rahat bir nefes aldı. Oyun, Alman çocuk Andreas Möller
(6)'in ebeveynlerinin müdahalesi sonucu tatsız bir tartışma ile sona erdi.
3. Gün: Beline
taktığı simidi ve kolunda kollukları ile kendini öldürme şansı neredeyse sıfıra
yakınlaşan Efecan, annesinin de o sarışın kadınlar gibi üstünü çıkararak
güneşlenmesini isteyince olanlar oldu. Her nasılsa bikininin kopçasını açmayı
başaran Efecan için bu serüven, babanın son anda fark etmesi ve “oğlum lan,
dur! Rana kaç!” şeklinde koşarak Rana Hanım'a havlu tutması ile 5 saniye kadar
sürdü.
4. Gün: Bu
tatili, uzun süredir okumak istediği kitabı için fırsat bilen Rana hanım,
çocukları Mehmet Bey’e kitleyerek gün boyu şezlongda uzandı. Bu durumu fırsat
bilen Mehmet bey, çocukları doğru kullandığı takdirde bir ihtimal olarak
nitelendirdiği bekar ingiliz Turist Lisa Fangorn (21)’un dikkatini çekmeyi
başaramayarak günü muzun, jet-ski’nin, alakart balık restoranının fiyatlarını
öğrenerek tamamladı.
5.Gün: Mehmet
Bey’in “çocuklar daha uyuyor Rana, fırsat bu fırsat kalksana” talebi, eşinin
her nasılsa hep tatile denk getirmeyi başardığı regline kurban gitti.
Ereksiyonunu içine atarak şezlong için önceden yer tutma bahanesi ile havuz
başına inen Mehmet bey, bu süreçte yine umduğunu bulamazken; minik Buzenaz’ın
bugüne kadar aldığı ve ekstraya giren yedi dondurma ve ikisi alkollü olmak
üzere beş kokteylin faturası ile şok oldu…
6. Gün: Eşi
tarafından dün otelde yalnız bırakıldığı için sinirleri tepesinde olan Rana
Gündoğdu minik Busenaz'ın başına güneş geçtiği için kızıyla ilgilenirken,
Mehmet Bey ise gün boyunca "Gelseydin de, ilgilenseydin kızınla"
savunmasını yapmakla meşguldü. Tatil arkadaşı Onur'la arkadaşlığını ilerleten
Efecan ise, gün boyunca üstsüz güneşlenen otel sakinlerinin ve eşlerinin
korkulu rüyası oldu.
7.Gün: “Son
bedava yemek” olarak nitelendirdikleri öğlen yemeğinden sonra otelden çıkış
yapan genç aile, otobüs saatine kadar Fethiye turu yapma kararı aldı. Bu
süreçte eşe dosta dağıtmak üzere toplam 15 Fethiye kül tablası, 20 Fethiye
magneti ve 10 Fethiye çakmaği satın alarak esnafın yüzünü son kez güldüren
Gündoğdu ailesi, otobüsün hareket saatinden iki saat kadar evvel geldikleri
otogarda dinlenme fırsatı buldular. Hastalığı bir türlü geçmeyen Busenaz, geri
dönüş yolculuğunda otobüstekilerin bir dakika bile uyumasına izin vermezken,
pestile dönen Rana-Mehmet çifti yol boyunca birbirleriyle çok az konuştular...
Facebook
albümlerinde mutluluk tablosundan taviz verilmedi
1 hafta içerisinde evlilik kurumunu defalarca sorgulayan ve parayla rezil
olmanın her türlü formunu yaşayan ve yaşatan genç çift, yine de tatil dönüşü
Facebook'ta paylaştıkları "Ölüdeniz'de tatil bir başkadır",
"Aşkım, ben ve çocuklarımız:)))" albümleriyle yakın çevrelerini
darlamaktan geri kalmadı.





