Showing posts with label 18 aylik - 19. ay icinde. Show all posts
Showing posts with label 18 aylik - 19. ay icinde. Show all posts

Thursday, August 9, 2012

Hayat: Sen Planlar Yaparken Basina Gelenlermis :)

Cok degil, 5-6 ay once seneye Nisan ayinda yapacagimiz Arjantin tatilinin planlarini yapiyorduk. Benim MBA nedeniyle orada yapmak zorunda oldugum 1 haftalik bir proje vardi, arkasindaki hafta da baban gelicekti yanima, seni de alicaktik sirtimiza, dag bayir Guney Amerikayi gezicektik birlikte, lezzetli etler yiyecektik.

Sonra Mayis-Haziran ayinda da yine benim MBA derslerimden secmeli olanlar icin, seninle birlikte Londra’ya gidicektim 2 ayligina, biraz da orda yasiyacaktik, arada baban da gelicekti yanimiza. Ben dersteyken seni birakabilecegim kresleri, kalacagimiz yeri bile arastirmaya baslamistim.

HAHA :) iste oyle cok fazla plan program yapmiycakmissin demek ki...hayat bazen su resmini gordugun minnosh gibi guzel ama beklenmedik surprizler cikarabiliyormus karsina :)


 
Yaz surprizi oldu... Buyuk surpriz oldu ikimize de... 3 Agustos - Bodrum tatilimizin ilk gunuydu. Baban’in ogrendikten sonraki ilk sozleri: “Ne zamandir hic bu kadar tongaya basmamistim” oldu :) Ben de kara kara okulu nasil bitirecegimi, nasil mezun olacagimi dusundum, yazismalar yaptim, alternatifler dusundum. Add/Drop donemi bitmeden sectigim guzel dersleri birakip, dogum tarihlerine uyabilecek baska dersler almaya calistim. Neyse bunlar bi sekilde hallolacak insallah ama esas bizi dusunduren baska seylerdi. Daha cok seninle ilgili seylerdi.

Buyuk sok yasadik haliyle…bilemedik…biraz cekindik...cunku biz sana daha hiiic doyamamistik ki? Seni yeterince yasayamadik daha diye dusunduk…Hem, senin sevgine esdeger, oyle sonsuz bir sevgi daha olabilir miydi icimizde?.... Aranizda 2 yas 2 ay fark olacak, peki ya kiskanclik olursa, o zaman napacaktik?

Sonra ailelerimizle paylastik. O sok, saskinlik, korku, tereddut yerini sevince, yeni hayallere, yeni heyecanlara birakti. Sonra ultrasonda o minik kalp atislarinin sesini duyunca yine eriyiverdik…Sonra da bir justification (gerekcelendirme) moduna girdik. “Aslinda cok iyi oldu boyle olmasi, aradaki yas farki az olunca birbirleriyle daha iyi anlasirlar, arkadas olurlar. Biz de henuz saga sola vermedigimiz, satmadigimiz bebek esyalarini ikinci kez kullanip olcekler ekonomisinden faydalaniriz” diye dusunmeye basladik, mutlu olduk, sonra yine saskoloz olduk…iste boyle bir mutlu bir saskin ruh halindeyken yasadigimiz diyaloglardan biri mesela:

Bodrum’dayiz, minderlerde oturuyoruz,  birseyler yiyip iciyoruz, sen de kenarda yanimizda kovan kureginle oynuyorsun.
Anne: “Acaba kiz mi olucak erkek mi? aman saglikli olsun da… “ ( klasik…her annenin cinsiyet konusu acildiginda sarfettigi ikinci cumlesi:) ama gercekten oyle, saglik disinda yok bi temennimiz)

Baba: (eliyle ileriyi isaret ederek) “Sen sundan bana bi tane daha ver, baska bisey istemem”

Anne: (masa ustunu gostererek) “Neyden bi tane daha canim? Bira mi?"

Baba: “?!?.. :)) ben Kaan’dan bahsediyorum”

...!!!

Uzun lafin kisasi kardes geliyor oglush. Bir erkek kardes geliyor insallah Mart 8-9 gibi. Ben de, saniyorum icimdeki kiz ozlemini bastirmak icin, senin uzerinde denedigim at kuyruklarina devam edecegim  artik naapalim:) saka saka  :) yakinda kestiriyoruz merak etme…kurtuluyorsun benden :) Aciyorum o lulelere ama naapiyim :( onlerden aliyorum arada ama arka taraflara makas degdirmeye bir turlu elim varmiyor :(







 
Cok sukur, kardesinin 12.haftada yapilan down sendromu taramasi testleri cok iyi cikti, risk cok cok dusuk. 20. Hafta da detayli organ taramasi var, insallah orda da hersey yolunda gidecek.

Su an 18. Haftamdayim, yolu nerdeyse yariladik bile J Bundan sonra bu blogdan ikinize birlikte seslenecegim, ikinizin maceralarini anlatacagim. Allah'tan ileriyi gorumusum, blogun adini jenerik BABY AKCA koymusum. Baby Akcalar duble oldu artik :)

Iste  boyle oglush…"E peki siz bana hic sordunuz mu kardes istiyor muyum diye?" dersen cevabimiz burda canim:
 



“E bariz mutluluk dansi bu!” diye yorumladik biz babanla, bilmiyorum J

Haydi bakalim, yeni bir maraton, yine bir maraton!... Su ana kadar iki cocuk sahibi arkadaslarimin nerdeyse hepsi "2 cocuklu olmak 2 kat degil 10 kat (!) daha zor" diyerek bizi bi sevklendirdiler. Bakalim onumuzdeki gunlerde neler yasiycaz, yeni yolculugumuzda emin (ve de alttaki gibi sirin) adimlarla ilerliyoruz :)
 




Yalniz butun bunlarin, Bodrum oncesi ben su komik zaytung haberini okuduktan 1 hafta sonra olmasi da apayri guldurdu, dusundurdu beni J Yoksa bu bir isaret miydi, seneye biz de bu asagida bahsedilen aile gibi bisey mi olacaktik?  

oh noooooo!!!! :))))



 

2 Çocuğuyla Birlikte Tatile Çıkan Gündoğdu Ailesi, 7'den 70'e Herkesin Haklı Nefretini Kazanarak İstanbul'a Döndü

Yaklaşık 1 hafta önce İstanbul'dan yola çıkarak Fethiye-Ölüdeniz'e gelen ve tatillerini burada geçiren 4 kişilik Gündoğdu ailesi, seyahatin en başından itibaren yollarına çıkan herkesin haklı nefretini kazanarak dün sabah sularında evlerine döndüler. Hem kendilerine hem de çevredekilere tatili zehir eden Mehmet-Rana Gündoğdu çifti ile çocuklarının Ölüdeniz yolculuğuna ebeveynlerin kavgası ve çocukların gözyaşları damgasını vururken, her şeye rağmen Facebook albümlerinde mutluluk tablosundan yine taviz verilmedi.

Yine hayal kırıklığı

Gündoğdu ailesinin büyük sabırsızlıkla beklediği yaz tatili, ilk çocukları Nahit Efecan (6)'ın doğumundan sonraki bütün tatiller gibi yine hayal kırıklığı ile sonuçlandı. Daha Otogar'da, otobüse biner binmez oturma kombinasyonları ile ilgili yaşadıkları tartışmayla tatillerine start veren Mehmet-Rana çifti, otobüsün hareket etmesinin hemen ardından minik Mediha Busenaz (4)'ın ağlama krizine girmesiyle yol boyu büyük küçük herkesin bedduasını aldı. Çiftin tatili, aldıkları bedduaların da etkisiyle bir daha iflah olamadı.

Kaldıkları otele vardıklarında baba Mehmet Gündoğdu'dan gelen "hadi çocuklar siz havuza inin kardeş kardeş oynayın, biz annenizle biraz dinlenelim" şeklindeki üstü kapalı seks teklifinin Rana Hanım tarafından “aa, olmaz öyle şey bırakmam çocuklarımı bilmediğim yerde” sözleriyle reddilmesi çekirdek ailenin otelde yaşadığı ilk gerginlik olarak kayıtlara geçti. Mehmet Bey, “e bu şekilde mi geçecek peki bir hafta, hayret bir şey” sözleriyle gerginliği tırmandırırken, 5. günde gerçekleşen reglin de katkılarıyla tam olarak o şekilde geçen haftadan öne çıkan bazı önemli satırbaşları ise şu şekilde:

İşkence tatilinin detayları

1. Gün: Eşyanın yerleştirilmesi, çocukların hazırlanması, Rana Hanım'ın epilasyonu derken kahvaltının sonuna yetişebilen aile; açık büfeden geriye kalanlara çekirge sürüsü iştahıyla saldırarak otele ödedikleri paranın bir kısmını çıkarmaya çalıştı. Çocukların hiçbir şey yemeyerek, sürekli ortalarda koşturması ve diğer masalara dadanması ile otel çalışanları ve diğer müşteriler "Gündoğdu Ailesi" gerçeği ile tanışmış oldu. Açık büfede bir nebze kara geçen baba Mehmet Gündoğdu, melek yavruları Busenaz ile Efecan’in gün içindeki dondurma, güneş gözlüğü, simit ve kolluk gibi ağlama krizleriyle dile getirdikleri ihtiyaçlarına kayıtsız kalamayarak günü 120,00 TL zarar ile kapattı.

2. Gün: Kahvaltıda yediği 8 çeşit peynir ile ailesinin yüzünü güldüren Busenaz, saat 11 sularında kardeşi ile girdiği “deniz suyu içilir ki” tartışmasından kusarak ayrıldı. Günün geri kalanını kızı ile birlikte revirde geçiren Rana Hanım'ın aksine, Mehmet Bey oğlu ile oynadığı “Alman çocuğu kuma gömmece” oyunu sayesinde iki saat kadar rahat bir nefes aldı. Oyun, Alman çocuk Andreas Möller (6)'in ebeveynlerinin müdahalesi sonucu tatsız bir tartışma ile sona erdi.

3. Gün: Beline taktığı simidi ve kolunda kollukları ile kendini öldürme şansı neredeyse sıfıra yakınlaşan Efecan, annesinin de o sarışın kadınlar gibi üstünü çıkararak güneşlenmesini isteyince olanlar oldu. Her nasılsa bikininin kopçasını açmayı başaran Efecan için bu serüven, babanın son anda fark etmesi ve “oğlum lan, dur! Rana kaç!” şeklinde koşarak Rana Hanım'a havlu tutması ile 5 saniye kadar sürdü.

4. Gün: Bu tatili, uzun süredir okumak istediği kitabı için fırsat bilen Rana hanım, çocukları Mehmet Bey’e kitleyerek gün boyu şezlongda uzandı. Bu durumu fırsat bilen Mehmet bey, çocukları doğru kullandığı takdirde bir ihtimal olarak nitelendirdiği bekar ingiliz Turist Lisa Fangorn (21)’un dikkatini çekmeyi başaramayarak günü muzun, jet-ski’nin, alakart balık restoranının fiyatlarını öğrenerek tamamladı.

5.Gün: Mehmet Bey’in “çocuklar daha uyuyor Rana, fırsat bu fırsat kalksana” talebi, eşinin her nasılsa hep tatile denk getirmeyi başardığı regline kurban gitti. Ereksiyonunu içine atarak şezlong için önceden yer tutma bahanesi ile havuz başına inen Mehmet bey, bu süreçte yine umduğunu bulamazken; minik Buzenaz’ın bugüne kadar aldığı ve ekstraya giren yedi dondurma ve ikisi alkollü olmak üzere beş kokteylin faturası ile şok oldu…

6. Gün: Eşi tarafından dün otelde yalnız bırakıldığı için sinirleri tepesinde olan Rana Gündoğdu minik Busenaz'ın başına güneş geçtiği için kızıyla ilgilenirken, Mehmet Bey ise gün boyunca "Gelseydin de, ilgilenseydin kızınla" savunmasını yapmakla meşguldü. Tatil arkadaşı Onur'la arkadaşlığını ilerleten Efecan ise, gün boyunca üstsüz güneşlenen otel sakinlerinin ve eşlerinin korkulu rüyası oldu.

7.Gün: “Son bedava yemek” olarak nitelendirdikleri öğlen yemeğinden sonra otelden çıkış yapan genç aile, otobüs saatine kadar Fethiye turu yapma kararı aldı. Bu süreçte eşe dosta dağıtmak üzere toplam 15 Fethiye kül tablası, 20 Fethiye magneti ve 10 Fethiye çakmaği satın alarak esnafın yüzünü son kez güldüren Gündoğdu ailesi, otobüsün hareket saatinden iki saat kadar evvel geldikleri otogarda dinlenme fırsatı buldular. Hastalığı bir türlü geçmeyen Busenaz, geri dönüş yolculuğunda otobüstekilerin bir dakika bile uyumasına izin vermezken, pestile dönen Rana-Mehmet çifti yol boyunca birbirleriyle çok az konuştular...

Facebook albümlerinde mutluluk tablosundan taviz verilmedi

1 hafta içerisinde evlilik kurumunu defalarca sorgulayan ve parayla rezil olmanın her türlü formunu yaşayan ve yaşatan genç çift, yine de tatil dönüşü Facebook'ta paylaştıkları "Ölüdeniz'de tatil bir başkadır", "Aşkım, ben ve çocuklarımız:)))" albümleriyle yakın çevrelerini darlamaktan geri kalmadı.

Tuesday, August 7, 2012

Tatil Anilari - Bolum:2 - BODRUM

Dedim ya uzun tatil oldu bu yaz. Anlat anlat, foto yukle yukle bitmiyor. Neyse bunlar son :)











 
2-12 Agustos tarihleri arasinda babaanne ve dedeyle, Bitez’de Okaliptus Otel (www.okaliptus.com.tr ) adli, bebekli tatil icin gayet guzel, denize sifir, yokussuz, merdivensiz, havuzlu, hamakli, minderli, onunde terliklerle sipidik sipidik yuruyus yapabileceginiz bir kordonu olan, icinde oyle aman aman bir luksu olmayan ama rahat, fiyatca da ekonomik sayilabilecek, mutevazi bir otelde kaldik. Bodrum’da bebekle nerde kalirim diye dusunenlere duyurulur, biz cok rahat ettik.  

Sabah kahvaltisiyla birlikte baslayan gunlerin once biraz minderlerde kosturmak, ziplamak hoplamak, sonra bilimium kumsal aktivitesiyle gecti.












 
Babaanne-Dede ile bol bol yuzduk, gezdik, dinlendik. Ozellikle aksamustu, yemek oncesi balkon sefalarimiz cok keyifliydi...







Babaannenin aldigi bornozun su sirin terlikleri ustundeyken de nihayet bir pozunu yakalayabilmisim, o pofuduk ayaklar da kayda gecsin :)

 
Gumusluk, Bodrum’un ici, Turkbuku, Turgutreis Marina, Yalikavak Marina…Bodrum ne kadar buyuk aslinda!! Yarim adanin her kosesinde de bir aktivite birseyler var. Sanirim en son 2004te gelmistim (Leyloshun annesi Muge ile) O zamandan beri baya degismis, guzellesmis…ve bence o “cheesy/ piyasa” mekan havasindan cikmis (ya da belki de hala oyle, ama ben yas ilerleyince artik piyasa yerlere gitmez oldugum icin  bana daha huzurlu geldi :))











Aslinda bu yazinin basligi belki de “Amaaaan!!”  olmaliydi :) Bu tatile de damgasini vuran bir cok incilerin oldu oglushum, ama sanirim en komigini ozetlemek icin bu cok uygun bir kelime. Bu satirlari okudugu anda babaannenin yine kikir kikir guluyor oldugunu tahmin ediyorum. Cunku gecenlerde gecenin bir yarisi uyandiginda o yasananlar aklina gelmis ve yine dakikalarca gulmus :) Olay soyle: Simdi biz bu Cesme’nin soguk sularindan kactik, guya sicak denize gircez ya, geldik Bodrum’a, e bu da soguk! Olsa olsa 2-3 derece daha sicaktir ama yani yine oyle saatlerce suda kalinmiyor. Ama niyeyse butun sulale olarak seni denize sokmaya cok hevesliyiz her zamanki gibi :) Yine oyle bir gun, deden ve babaannen guzel guzel girmisler yuzmusler, ama tirsak ben ve baban kenarda, sig yerde, brrrr brrr brrr, 1 saat vucudumuzu alistirmaya calisiyoruz. Babaanne ve dede, vucutlari isiya alismis her denizin icindeki canli gibi “gelin geliiiin hemen alisiyor insan” diyor klasik :) baban da ben de hem giremiyoruz, hem seni surukluyoruz, kollarini basini islatip, alistirmaya calisiyoruz. Sen bir yandan “Yapmaaa! Yapmaaa!” diye feryatlar atiyor, bir yandan kendini kurtaracak bi kacis yolu ariyorsun. Tam o sirada babaanneyi goruyorsun, sefkatli kollarini sana acmis ‘gel yavrum” diye cagiriyor, kacar mi bu firsat, bizden kurtulup hemen onun kucagina gidiveriyorsun. Gidis o gidis, babaanne seni islak mayosu ve vucuduyla bir kucakliyiverince de feryadi patlatiyorsun “Amaaaaan!!!” :))))

O gunden sonra hepimizin agzina dolandi iste bu “Amaaan” :) ve de yagmurdan kacarken doluya tutulan, feryat figan kacisan o komik hallerin :) Ve sen bir daha noolur noolmaz biri yine cekiverir belki diye, kovanla kureginle bile, denizin yarim metreden cok yakinina yaklasmadin. Suyu ilik oldugu icin tum tatil havuzdan cikmadin! Babaanneyle gule oynaya yuzdun hep.














Baban ilerde saniyorum 4-5 yasina geldiginde sana da ogretmeyi, birlikte yapmayi cok istedigi bir hobisine vakit bulabildi. Bol bol yelken yapti ruzgarli havalarda…Biz de onu bekledik kiyida. Sen tutulmus canli baliklarla deneyler yaptin kendince. 

 
Arkadasin Erim ve annesi babasi da o tarihlerde Bodrum Aktur’daydi. Arada sirada da onlarin orda denize girdik.





 
Birlikte gunesin guzel batisini izledik Limon'da...





 
Bir suru guzel aniyla dolu bir tatil oldu. Bizim icin ise ayri bir yeri var, getirdigi surpriz haberle "unutulmaz" oldu. Neyse artik o surprizi de bir sonraki yazida anlatayim :)