Showing posts with label dogum hikayem. Show all posts
Showing posts with label dogum hikayem. Show all posts

Thursday, March 21, 2013

Tanistirayim: Tombik Yanak OZAN AKCA (a.k.a. Ozancik) ve Dogum Hikayesi

Evet yazamadim, bir turlu yazamadim...ozur dilerim. Biliyorum, dunyadaki tek iki cocuklu anne ben degilim ama inanin vakit bulamadim. Oturayim, soyle guzel guzel anlatayim, uzun uzun yazayim istedim ama baktim olmayacak - bizden haber bekleyen arkadaslarimizi ve blogumuzun sevgili takipcilerini artik daha da fazla sinirlendirmeyeyim dedim.

Sevgili Oglushlarim, yaramaz Baby Akca’larim benim… kafami toplayip da soyle duzgun, akici biseyler yazmaya hala vaktim yok, ama bir yerden de baslamak, unutmadan boluk porcuk de olsa olan biteni bi anlatmak istiyorum.
Efendim, once yeni askimizi blogumuzun takipcileriyle bir tanistirayim. Buyrunuz, yanak sampiyonu: OZAN AKCA  :)

 
 
 
 


 
 
 

 
 
 
Nasil? Komik bi tip degil mi?
Kendisi 6 Mart 2013 carsamba gunu, yine cok karli bir Chicago gunu, ogleden sonra 16:38de ufak bir “tosuncuk” kivaminda dunyaya geldi. Kilosu:  4.26 kg (9 lb 46 oz), boyu: 56 cm (22inch) idi. Doktorumuz bile bu kadar kocaman cikmasina inanamadi. E baya baya yanaklariyla, gidisiyla geldi Ozancik  :)  Iste birlikte ilk gunumuzden, o goz-burun sismis halimizden de resimler…







 
 

 
Ozan’cim, Hosgeldin ikinci melegim…minik kuzum…hosgeldin! cok sukur Allah’a, heyseyinle cok saglikli, mukemmel bir bebek olarak aramiza katildin O gunden beri ya birkac dakika once annenin binbir emek verdigi sutleri yogurt yapip agzindan cikartarak, ya babaninin uzerine iseyerek, ya da annenin elbisesine tazyikli kakalar fiskirtarak, yani etrafina sulu sakalar yaparak hayatina devam ediyorsun :) Ve de dedenin de dedigi gibi, uyuyup uyuyup buyumeyi bekliyorsun...hayata simsiki tutunuyorsun.




Abin ile ilk kez yasadigimiz bircok duyguyu bize tekrar tattiriyor, hayatimiza nese katiyorsun... Minik "abi" Kaancik'a de cok farkli duygular yasatiyorsun, seni bol bol opuyor, seviyor, oksuyor o da...hicbir kiskanclik belirtisi yok, en azindan simdilik :)

Sayende, baban da ben de o safligi, o mis kokuyu tekrar icimize sokuyoruz hergun…sıkıstırıp, minciklayip duruyoruz hergun…isirmamak icin kendimizi zor tutuyoruz… Ben yine biraz daha insancil yaklasiyorum ama baban baya fena durumda…sana zarar vericek diye korkuyorum gercekten…gecenlerde bakmis internetten, efendim -  bu bir hastalikmis, adi :”cuteness aggression” yani “sirinlik saldirganligi” – cok minicik, sevimli seyleri sikma (hatta zarar verecek boyutta sikma) istegi olurmus insanlarda… gercekten dislerini gicirdattigini kendini zor tuttugunu gorebiliyorum ve bazen korkarak elinden aliyorum oglum seni :0 neyse, buyuyunce acisini cikartirsin tahmin ediyorum.
Inanmasi zor benim icin ama Ozan’im 6 haftalik oldun bile, hatta yeni yeni etrafina gulucukler sacmaya bile basladin!…kollar, bacaklar bogum bogum oldu. Kas goz oynamaya basladi, mimikler tam yemelik oldu :) Ilk baslarda her yeni doganda gorulen sarilik sende de vardi, gecmistir artik diye tahmin ediyordum ilk ay sonunda ama sanirim 1,5 ay kadar surdu bu sari/turuncu hal. Hatta kaan cok cok beyaz bir cocuk oldugu icin, ikinizin altini arka arkaya degistirdigim zamanlarda – “aallah allah bu cocuk da boyle biraz bugday tenli o zaman” diyordum…ama sonradan anlasildi ki sen de bi pamuksun…sonradan sonraya, yeni yeni rengin duzelmeye basladi, yine bembeyaz akca pakca bir oglan cikti karsimiza…

Her gecen gun daha da guzellesiyor, babanin ve benim istahimizi kabartiyorsun acik konusiim :)
Yeni dogum yapacak arkadaslarima soz vermistim, simdi dogum hikayemizi anlatiyorum resim ve videolarla – gayet rahat bir dogum oldu, hic kotu bir goruntu yok (benim sisko yanagim ve gidimdan baska) :) Dogumu son derece dogal ve mucizevi bir olay olarak gordugum ve baskalarinin dogum hikayelerini cok buyuk zevkle okudugum icin ben de paylasmaktan cekinmiyorum, ama detayi merak etmeyen, istemeyen bundan sonrasini okumasin, izlemesin tabi.
Evet, dedigim gibi karli bir Chicago sabahiydi, penceremizden gorulen manzara bu:

 
“Karni burnunda” deyimi bende yeni bi boyut almisti artik son zamanlarda. Gorenlerin dehsetle baktiklari kocaman gobegim gitsin, elime guzel bi oglancik gelsin artik istiyordum hemen. Ailecek senin gelisin icin sabirsizlaniyorduk.
 










35-37. Haftalarda, sonradan sebebini zencefil cayina yordugum baya siddetli sancilar nedeniyle bizi korkutmustun hatirlarsin. Doktorun dahil hepimiz, erken geliceksin sanmistik. Ama sonra nasil olduysa kesildi o kasilmalar…Baban 1 Mart’ta Dubai’den yanimiza gelir gelmez, tekrar geri gelsin kasilmalar ve dogum artik baslasin diye herseyi yaptik (abin Kaan sayesinde zaten bol bol oturup kalkiyordum gerci gun icinde ama hareketlerimi arttirdim, zencefil cayina geri donduk, istakoz da dogum baslatir diye duyduk, hemen Red Lobster’a goturdu baban bizi. 20 cm kar vardi disarda o gece , hic unutmiycam mutlu bir cekirdek aile olarak arabanin sileceklerini zorlayan o kar yagisi altinda, kaan’la sarki soyleye soyleye o restaurant gidisimizi…“wipers of the bus go swish swish swish..” :)

 








Abin o gece ayri bir yorucuydu, o kar yagisi onu heyecanlandirdi saniyorum, bir saga bir sola kosmak istedi disarda, ben ve baban da arkasinda…gobekte de sen…. Iste sen aramiza katilmadan 1 gece oncesi…uc kisi gecirdigimiz o son gece.
 




 
Gerci istakoz, bende arkadasim Selay’a yaptigi etkiyi yapmadi bence, sabah kalktigimda kasilmalarim vardi ama dogum getirecek kadar yoktu, ve baya duzensizdi, yani periyodik degildi. Kaan’I okula biraktik ve 40. Hafta sonu doktor kontrolumuze gittik babanla. Beni gelir gelmez NSTye bagladilar yine kasilmalarimi olcmek icin. Kasilmalar biraz daha artmisti ama cok da siddetli ve duzenli degildi. “Dogumu getirir, kocam gelmeden asla” diyerek birkac haftadir erteledigim genital muayeneyi yapti doktor ve an itibariyle 4 cm oldugumu soyledi! Sasirdik cok…”karar sizin ama bence suni sanci ile dogumu baslatalim artik” dedi doktor. Gecen sefer de boyle olmustu, bu sefer gercek dogum sancilarimi bekleyeyim (soyle filmlerdeki gibi bir heyecan yasiyayim :) istiyordum ama bir yandan da babanin is icin cok kisa zamanda Dubai’ye donmesi gerekiyordu.

Bir muddet kararsiz kaldik, doktorla endiselerimi paylastim (suni sancinin, normal giden dogumu acil sezeryana cevirme olasiliginin yuksek oldugunu okumustum) ama o beni baya rahatlatti, merak etme “ilkinde de yaptik bunda da hersey yolunda gidecek ve normal dogum olacak” dedi. Ve sonunda dogumu baslatmaya karar verdik. Iyi ki de oyle karar vermisiz, cunku zaten geliyormus gercek sancilar anladigim kadariyla.  Beni dogum odasina aldiklarinda oglen 11:45 idi saat, daha bana Pitocin (suni sanci serumu) baglanmadan bile 5-6 cm olmustum, sancilar da artmisti.

Saat 12:15 gibi Pitocin damlalari damarlarimdan gecmeye basladi. Saat 12:45te tekrar acilma icin muayeneye ederken suyum patlatildi. Doctorun yanindaki hemsirelere “clear water, all good” (su temiz, berrak, hersey iyi) dedigini cok net hatirliyorum, cunku suyun renginin yesil olmasi durumunda da acil sezeryana alinma durumunu okumustum yine internette (anladiginiz uzere yine son haftalarda pimpirik yapip tekrar o dogum hikayelerini karistirmaya baslamistim – iste hic akillanmam ben) Neyse 6cm oldugumu ve artik epidural alabilecegimi soylediler. Ilk dogumdan sonra insana bi cesaret geliyor herhalde, ne olacagini bildigin icin saniyorum. Dedim "ben bu sefer epiduralsiz bile yapabilirim belki"!!…Cunku sancilar, gercekten hic oyle dayanilamayacak gibi falan degildi, sordum hemsireye “sancilarim mi azaldi?” diye - bagli oldugum monitore bakip…hemsire tam tersine arttigini ama benim buyuk ihtimalle “aciya toleransim”in arttigini soyledi, ikinci dogumlarda genelde boyle olurmus annelere.
 
Bi ara baban, saolsun dogum ve sonrasi icin istanbuldan kalkip bize yardima gelen babaanneni, Yuksel teyzelerden alip hastaneye getirmek uzere odadan ayrildi. Hemsire “Gitmeyin” dedi, “cok hizli olacak hersey, ikinci dogum oyle birinci gibi degildir”…baban ilkinde 17 saat boyunca doguramayan karisina guvendi, gitti-geldi…neyseki o yokken bisey olmadi ama hemsire de oyle diyince ben de hop oturup hop kalktim, ya baban yoldayken olursa biseyler diye…
Neyse, dakikalar gecti…o arttigi soylenen aci toleransimin aslinda cok da artmadigini farkettim :)Sancilar gumbur gumbur gelmeye basladi. Aci? bence hala dayanilabilirdi, regl agrisindan hallice yine...

Saat 2:30 gibi 7 cm oldugumu soylediler, ben de daha fazla beklersem ve dogum cok hizli ilerlerse belki almak icin cok gec olur diye dusunerek istedim epidurali. (Cok garip o an sancilarin verdigi aci gercekten dayanilamayacak birsey hic degil…ama sonrasi,o itme sirasinda yasayacagim aciyi bilemedigim, kestiremedigim icin cesaret edemedim epiduralsiz yapmaya. Iyi ki de oyle yapmisim, cunku bu sefer kaan’dakinden cok daha uzun sure itmek zorunda kaldim bidigi.)
Epiduralden sonra basladi toz pembe ruh hali :) niyeyse sol bacagim sag bacagimdan daha cok uyustu ama genel olarak, hicbirsey hissetmiyordum. Saat 3 gibi – en gec saat 6 da okuldan alabilecegimiz abini okuldan almamiz gerektigi geldi babanin aklina…”ben bi gidip-geleyim” dedi yine…hemsire “dur” dedi yine :) ben: heyecanlandim yine…
Bir yandan hak da veriyorum simdi dogum saat 4 ya da 5 gibi olursa, sonrasinda hic gidemeyecek diye gitmesi lazim…ama bir yandan da korkuyorum, o kadar okyanuslar otesinden Dubai’den dogum icin gelip, dogumu kacirirsa, yanimda olamazsa diye…cunku gercekten babanin o anda odada olmasi, elimi tutmasi, ilkindeki gibi bana surekli “hadi” demesi, gazlamasi lazim… onsuz yapamam….
Istemeye istemeye “iyi, peki git” dedim…”Ama bu karda hizli kullanma, dikkatli ol ve de cok cabuk gel…” bu ucu bir arada nasil olacakti? - ben de inanmadim dedigime ama yine de cabucak gelmesi lazimdi.
Baban, babaannenle birlikte 3 gibi cikti odadan. Kaldim mi yanliz?...bagli oldugum aletlerin sesi, saatin tiktaki…hersey daha hizli ilerlemeye basladi. 3:45 te kontrole gelen ve babana “gitme” diyen hemsire “artik 10cm.siniz, itmeye hazirsiniz” dedi. “Uhuuuuu…” :( basladim aglamaya panikten…hemsirenin gozlerinde bir “ben esinize demistim” bakisi, ben de bi panic hali…aradim babani, daha yeni okula varmis!!! :( “bekleyemez misin?” dedi…cevap olarak ne dedim hic hatirlamiyorum ama biraz kocaciimin gozunu korkutmus olucam ki, 20 dakika icinde geri geldi :) ve cok sukur bu isi, basladigimiz gibi “ikimiz birlikte” bitirdik…Yaklasik 10-15 ikinma neticesinde, ilk dogumumdaki  gibi vacumla mudaheleye gerek olmadan, gayet rahat bir sekilde geldin kucagimiza Ozancik…tam hayallerimdeki gibi bir dogum oldu. Cikar cikmaz, kordonun bile kesilmeden verdiler seni kucagima, sicaciktin, gercekten sicaciktin…en net hatirladigim bu…
Iste omrum boyunca unutmak istemeyecegim, hicbirseye degismeyecegim o dogum ani:


 

HOSGELDIN KUZUM…PEMBE KUZUM…TOMBIK YANAKLIM, ARAMIZA HOSGELDIN!
Tuhaf duygular ikinci cocuk da yasanan… tekrar emzirmeyi, gaz cikarmayi, nasil tutman gerektigini hatirlamaya calisiyorsun, ama dedikleri gibi ikinci de hersey cooook daha kolay oluyormus…dogum sonrasi iyilesmem de, emzirmeye gecisim de kolay oldu.


 


 
Hastanede sadece o dogum gecesi kaldik…ertesi gun oglen gibi isitime testin, doktor kontrollerin vs biter bitmez, taktik sepetimizi kolumuza, ciktik kendi yolumuza... 


O geceyi babaannesiyle geciren abin Kaan’in eve dondugumuzde, seni gordugunde ilk tepkisini cok merak ediyordum. Hersey aylar oncesinden planladigimiz gibi, onun kardesini en rahat kabullenecegi gibi olmaliydi. Baban ve babaannenin aldiklari oyuncak “yesil motosiklet”le gelmis olucakti Ozan eve. Kaan’a ilk hediyesiydi bu…kapidan buyuk bir coskuyla bir elimizde yeni dogmus sen, bir elimizde motosiklet girdik, kaan diye seslendik, bi baktik ki uyuyakalmis…kiyamadik…ertesi gun oldu tanismaniz… planladigimiz gibi olmadi ama yine de cok guzel oldu…kaancik gitti geldi : “aaa…beybiii…beybiii” diyip durdu, ellerini, ayaklarini sevdi surekli :) biz izin verdikten sonra da kafandan opmeye basladi.
Umarim ilerde de birbirinizin en yakin arkadaslari olursunuz pamuklarim...
IKINIZI DE COK SEVIYORUZ!




 

Sevenlerimize, Takipcilerimize Not: Uzun sure yazamadim, cunku Amerika-Dubai yolculugu, evde yardimcisiz gecirilen bir sure ama sagolsun dede ve anneannenin Dubai’ye yardima kosusuyla rahatlayan temizlik, ev yerlestirmesi, yeni yardimci arayisi vs gibi bir suru isim vardi. Neyse hersey yoluna girdi sayilir artik…Bundan sonra daha hizli bir sekilde Ozancik ve Kaancik’in yeni maceralariyla yine gelicem ben.

Thursday, January 19, 2012

Findigimiz Bir Yasinda!

19 Ocak 2011…babanin 2 mm lik bir bobrek tasi, benim de seni dogurdugum gun….sen gelmeden oncesi, sonrasi….Bilmem bu video tercuman olur mu duygularimiza?



1 yildir hayatimizda olmanin bana ve babana yasattigi mutlulugun tarifine…

Iyi ki dogdun annecigim, iyi ki o leylege dogru yolu tarif ettin, iyi ki geldin, iyi ki bizi sectin.

Gelisinle hayatimizi bastan asagi degistirdin kucuk adam.

merakli bakislarin, sicakligin, sokulganligin, minik ellerin, pofuduk ayaklarinla...

bembeyaz yumusacik teninle, uclari lule lule saclarinla, onden giden gobeginle…

dokunusunla…

uykuya dalip gitsen bile o simsiki sekilde anne eline kenetlenen, birakmayan minik parmaklarinla…

babacik isten gelir gelmez  pacalarina yapisip afacan afacan oyun isteyen gozlerinle…

o anlam dolu repertuarinla: “gogli goggle”lerinle, “almaaa” larinla “annii”nle, “boba”nla… 

supurgelere, vileda sopalarina olan anlam veremedigimiz askinla…

bi yaramazlik yapip “no no no no”yu duyunca ilk basta geri cekilip, sonra “bi daha deniyim bakiyim buna mi kizmislar” test bakislarinla…

bizimle saklambac/yakalamac oynarken masa altina girdiginde, kacarken masa altindan coktan cikmis olsan bile farkedemeyip carpmamak icin hala yoluna o kafani boynunu kisip yuruyerek devam etmenle…

…ve daha yuzlerce aniyla renk kattin gunlerimize, gecelerimize…

olgunlastirdin…

bazen biz seni, bazen sen bizi buyuttun…

bazen biz seni, bazen sen bizi uyuttun…

O kararli, kendinden emin, sanki hep bi cok mesgulmus havalarin yok mu… Daha dun avuc ici kadardin – bebek sen ne zaman boyle buyudun? simdi butun gun evin bir o kosesinde bir bu kosesinde, ali kiran bas kesen voltalari atiyor, bizi gulmekten olduruyorsun… J

Sensiz hayat nasildi unuttuk gitti oglush…biraz biraz hatirliyorum: sinemalara gitmeceler, plansiz programsiz yapilabilen seyahatler, romantic yemekler, sabahlari uzun uzun uyumacalar, evde tembellik yapmacalar…artik bunlar yok…ama sen oyle varsin, oyle kocaman bir asksin ki hicbirinin eksikligi bize eskiyi aratmiyor…

Yenilendik sayende ve biz yeni “kendimiz”i cok sevdik.

Iyi ki geldin…iyi ki bizim findigimiz oldun. 10 numarasin oglushum! J

Seni herseyden cok seviyoruz…Dogumgunun kutlu olsun…

Annen & Baban




Tuesday, February 15, 2011

Hosgeldin Melegim... Minik Kuzum…Hosgeldin!…

Hosgeldin yeni hayatina, hayatimiza…




O 40 hafta boyu sabirsizlikla bekledigimiz gunun uzerinden neredeyse 3 hafta geçmiş…hersey 3 gün önce olmus gibi sanki…

Meger “senli anlar” ne de keyifliymis… sayende su günlerde babanla birlikte mutlulukların en guzelini yasiyoruz:

iki dakika odadan ayrilsak ozleyip de gelip yerinde misin diye bakmak,

saatlerce seni izlemek, sonra dayanamayip yanina kivrilip birlikte uyumak,

her cikardigin yeni kakayi gelisiminde bir milestone kabul edip mutlu olmak (“oley, yesilden sariya gectik!” ya da “bugun biraz taneli geldi!” gibi cumleler kurmak),

sen emerken boncuk boncuk bakan gozlerini cozmeye calismak,

sana her gece caresizlikten bestesi ayni sozleri farkli baska bir ninni uydurmak,

biz altini degistirirken masum masum bakarak uzerimize isemeni kahkahalar, cigliklar ve panik icinde durdurmaya calismak,

minicik hapsiriklarindan sonra cikardigin o komik “aaah…oooohhh” seslerine anlam yuklemeye calismak,

hickiriklarin bi turlu gecmeyince ikram edilen memeye bir aslan yavrusu gibi saldirmani, ama yine de gecirememeni caresizlikle izlemek, sonra gecince, sen meme ustunde uykuya dalinca mutlu olmak,

bazen ruyanda ya da tam uykuya dalarken firlattigin o muzip gulumsemeyi yakalamak...

…ne eglenceliymis hersey…dolu dolu gecti bu 3 hafta…ne de cok sey ogrendik her gun…

Iyi ki dogdun, iyi ki geldin melek…














Yasananlari anlatmaya bir turlu baslayamiyorum…ama bir sekilde ilerliycez artik, daha seninle yasayacagimiz koca bir hayat var onumuzde! DogumUNla baslayalim…dogumUMUZla…

18 Ocak 2011, Sali…kahramanimiz hala ana karninda… 40. Hafta doctor kontrolumuzdeyiz…bu sefer baban da bizimle … baglandigim NST cok yuzumuzu guldurmedi o gun, korkuttu, hareketlerin cok az :( Tum hamileligi boyunca fil gibi yiyip o gun az yeme karari alan, sabah sadece biraz cereal yiyen annen yuzunden oldu galiba :( neyse doctor koca bir kitkat cikolata verdi ve tekrar aktiflestin, biz de rahat bir nefes aldik. Sonra ultrasona gectik, doctor “bu dogumu bugun baslatmamiz lazim, suyun azalmis, plasenta eskimis, seni bu aksam yatiralim, yarin suni sanciyi baslatalim… 40 haftayi gecen bebeklerde meconium yutma riski var, o riski almak istemiyorum, en iyisi artik dogumu baslatmak” dedi...

Neeee??? “Ama ama...ben bugun buraya oylesine doctor kontrolune gelmistim, hastane cantam bile yok yanimda, daha 41. haftayi bekleriz saniyordum, hazir diildim ki ben daha!!” Ben bu dusunceler icindeyken, daha neler oldugunu cok anlayamamisken bir de baktim kurbanlik bir koyun gibi tipis tipis bize gosterilen odaya gelmisiz bile, o yesil arkasi acik dogum elbisesini giymisim bile aksam saat 18:00de.



Odaya gelir gelmez ilk once bana Cervedil denilen (tampona benzeyen) dilation arttirici bisii yerlestirdiler, sol elime serumlar icin IV bagladilar, oradan hem GBS tedavisi icin antibiyotigi hem de dogumu ilerletmek icin bana verecekleri o hakkinda cok kotu seyler okudugum pitocin (oxytocin) serumunu alacaktim. IV baglanirken ufak bi kriz yasadik – ayni sey daha once bir proje icin kenyaya gitmeden once asi olurken de olmustu - ufak capli bir bayildim ben yine :) tansiyonum, kan basıncımın düşmesiyle minigimin de kalp atışları düştü :( normalde 135lerde seyrederken 60lara indi! Odadaki hemşire panik oldu, hemen odaya 4-5 hemsire ve doctor Ayfer hanimi cagirdi…herkes basimda bir bana bir NST makinasina bakiyor…ben terliyip duruyorum, yuzum bembeyaz… hemsire bana surekli bi komut veriyor… korku dolu gecen bu dakikalari ve o NSTden cikan sesleri hic unutmayacagim… neyse oksijen maskesi takiliyor, komutlari takip ediyorum, ters donuyorum, yan donuyorum, kalp atislarini tekrar geri getiriyoruz…cok sukur…

Ac olmama ragmen, hastane kurallari geregi birsey yememe izin verilmiyor, ama durum boyle olunca, yarin ayni sey bir daha tekrarlamasin diye ufak bir aksam yemegi yememe izin verdiler, ben de saolsunlar, yuksel teyzenin ispanakli borekleri ve tugrul enistenin bir posete koydugu akide sekerlerine saldirdim. Durumum duzelince, baban hastane cantami almak icin eve gitti - zavalli kocaciim gorev listesini ezberlemisti :) O geri gelene kadar biz de uzerimize duseni yaptik, dogumda ilerledik, cervedil etkisini gosterdi 2 saat sonra 21:15te cikarttilar, 2 cm olmustum ve kasilmalarin arasi 1,5 dakikaya inmisti. Oldukça düzenli, ama kısa ve çok hafif hissedilen kasılmalardi bunlar, ama hic aci hissetmiyordum, dedikleri gibi regl agrisindan biraz halliceymis.




Herkes “yarin zor bir gun olucak uyuyabildigin kadar uyu” diyordu ama nafile…kasilmalar arasi uyuyamiyordum..derken o hic unutamayacagimiz trajikomik dakikalar basladi…saat gece 23:30 gibi babaciin sol tarafina saplanan muthis bir sanci ile yattigi yerden aci ile kalkti, defalarca “emergency’e git” diye israr etmeme ragmen bir yarim saat direndi, “gazdir, heyecandandir, usutmusumdur” dedi, tuvalete gitti geldi…gecmedi…neyse sonunda ikna oldu, emergency’den beni geri aradiginda gece 3 olmustu. Birtanecik kocaciiim benim, bobrek tasi dusuruyormus meger!!…aci cekeceksek anca beraber kanca beraber tabi, askim benim :) sabah 3:30 da odaya elinde bir suzgec ve bir idrar kabi ile geri geldi. Tas mesaneye inmis, acisi gecmisti, CatScan’de gorulen 2mm.lik sonradan “Ahmet” ismini verdigimiz tasi yakalamak kalmisti geriye…aglasak mi gulsek mi halimize bilemedik :) ikimiz de doguracaktik o gun…




Gecenin ilerleyen saatlerinde kasilmalarin hem suresi hem verdigi aci artmaya basladi…6da “Oxytocin/Pitocin” vermeye basladilar, kasilmalar daha da artti. Max 100 ise mesela o NST aletindeki deger biz 85-90 gorduk (gerci kac kere sordum ama hemsireler onun kasilmanin siddetini gostermedigini soyledi ama ben yine de o deger her ne ise 70lerin ustune ciktiginda bir “aaaayyy” patlatiyordum, hemen epidurale gecmek istiyordum, ama yine de sabahi beklemeye karar vermistim. (Baban ne kadar sacma oldugunu dusunse de: gece nobetci olan anestezist yerine gunduz dogru durust bir saatte isine gelmis anestezist yapsin istiyordum epidurali…hem o yuzden hem de dogum bari biraz daha ilerlesin diye epidurali sabah almayi koymustum kafama…) aciklik bu arada 4cm olmustu, agrilar ve “aaaayyy”lar da gitgide siddetini arttiriyordu… Derken “pit” diye bi ses duydum ve arkasindan paldir kuldur suyum geldi… saat sabahin 6:30 u…hic bu kadar cok su olacagini tahmin etmemistim…oyle sizinti filan gibi degildi benimki, baya baya guclu bir akinti, butun yatagi batirdim, ama cok sevindim, cunku kendiliginden gelmisti suyum, mudaheleye gerek kalmadan.






Aciklik 6 cm oldugunda, artik daha fazla dayanamayacagimi, aciya degil doguma konsantre olmayi istedigimi dusundugumde verin dedim Epidurali, sabah 7:15 gibi istememe ragmen anca 8:15te geldi elindeki igneyle epidural prensi Chinese amca. (Adamcagiz pek bi cirkindi ama o elindeki sihirli igne nedeniyle bana prens gibi gorunuyordu.) Babaciini disari cikarttilar, cunku daha once birkac tane baba bayilmis epidural enstantanesinde :) haha…su dogum olayini iyi ki kadinlar yapiyor, yoksa maazallah soyumuz cok cabuk tukenirdi.

Epiduralden sonra bana cok kuvvetli bir titreme geldi (bu arada igneyi hic hissetmedim, cok kucuk bi aci, kasilmalarin yaninda hicbirseydi zaten) Ama sonra hersey gulluk gulistanlik gecti, bacaklarim simsicak, uyusuk oldu ve agirlasti. Kendi kendime oynatamiyordum. Ama kasilmalari neredeyse hic hissetmiyordum. Mucize biseymis hakkaten…



Sonra hizla ilerledik. Oglen Saat 12:30 da 10 cm olmustuk, “artik itmeye hazirsin” dediler. Nee? Ciddi mi? basliyor muyuz yani?! Agzimda oksijen maskesi, bir elimde senin ultrason pozlarindan biri, diger elimde sevgilim, gule oynaya ikinmaya basladim, ve toplamda yaklasik 20 dakikada, minik Kaan’im, cikiverdin icimden! Inanilmaz bir his…Buyuleyici bir an…kadini eskisinden cok daha guclu yapan bir an…kadina kendini sevdiren bir an…esinin onunla gurur duydugu an…








Boyle iste...19 Ocak 2011, Carsamba, Saat 13:50, 20 saatlik sancilardan sonra pembe kuzu 3.650 kg (7 lb 15 Oz), 53.3 cm (21 in) olarak saglikli bir sekilde dogdu. Kafa cevresi 34 cm. Apgar Scoru 9.9 :)



Plasenta cikarilirken ve maalesef bana epizyotomi yapildigi icin dikislerim atilirken, ilk dakikalarinda daha cok babaciin vardi yaninda. Dogumun sonlarina dogru duzensiz bir kalp atisi oldugu icin cikar cikmaz hemen kalbini kontrol ettiler. (bu arada basina internal fetal monitor yerlestirdiler icimdeyken cunku NST ile yeterince net anlasilamadi nabiz) Dogumda bu nedenle (seni bu zayif atislarla daha fazla yormamak icin) vacuum da kullanildi. Ne internal fetal monitoru, ne vacuumu, ne de epizyotomiyi isterdim su yasadiklarim arasinda ama bazen control elinizde olamiyor iste…

Ozetle dogumum gayet guzel gecti, bunun en buyuk sebeplerinden biri babaciinin hep yanimda olmasi, beni cesaretlendirmesi, her dakika elimi tutmasi ve tabi senin guclu, sabirli ve savasci bi Kaan’cik olmandi :)




Simdi hem baban hem benim icin hersey cok daha guzel…hayat cok daha anlamli…

Hosgeldin Oglum…Hosgeldin parcam...Hosgeldin KAAN'im... Seni ne olursa olsun hep cok sevecegiz...