Showing posts with label hamilelik. Show all posts
Showing posts with label hamilelik. Show all posts

Thursday, August 9, 2012

Hayat: Sen Planlar Yaparken Basina Gelenlermis :)

Cok degil, 5-6 ay once seneye Nisan ayinda yapacagimiz Arjantin tatilinin planlarini yapiyorduk. Benim MBA nedeniyle orada yapmak zorunda oldugum 1 haftalik bir proje vardi, arkasindaki hafta da baban gelicekti yanima, seni de alicaktik sirtimiza, dag bayir Guney Amerikayi gezicektik birlikte, lezzetli etler yiyecektik.

Sonra Mayis-Haziran ayinda da yine benim MBA derslerimden secmeli olanlar icin, seninle birlikte Londra’ya gidicektim 2 ayligina, biraz da orda yasiyacaktik, arada baban da gelicekti yanimiza. Ben dersteyken seni birakabilecegim kresleri, kalacagimiz yeri bile arastirmaya baslamistim.

HAHA :) iste oyle cok fazla plan program yapmiycakmissin demek ki...hayat bazen su resmini gordugun minnosh gibi guzel ama beklenmedik surprizler cikarabiliyormus karsina :)


 
Yaz surprizi oldu... Buyuk surpriz oldu ikimize de... 3 Agustos - Bodrum tatilimizin ilk gunuydu. Baban’in ogrendikten sonraki ilk sozleri: “Ne zamandir hic bu kadar tongaya basmamistim” oldu :) Ben de kara kara okulu nasil bitirecegimi, nasil mezun olacagimi dusundum, yazismalar yaptim, alternatifler dusundum. Add/Drop donemi bitmeden sectigim guzel dersleri birakip, dogum tarihlerine uyabilecek baska dersler almaya calistim. Neyse bunlar bi sekilde hallolacak insallah ama esas bizi dusunduren baska seylerdi. Daha cok seninle ilgili seylerdi.

Buyuk sok yasadik haliyle…bilemedik…biraz cekindik...cunku biz sana daha hiiic doyamamistik ki? Seni yeterince yasayamadik daha diye dusunduk…Hem, senin sevgine esdeger, oyle sonsuz bir sevgi daha olabilir miydi icimizde?.... Aranizda 2 yas 2 ay fark olacak, peki ya kiskanclik olursa, o zaman napacaktik?

Sonra ailelerimizle paylastik. O sok, saskinlik, korku, tereddut yerini sevince, yeni hayallere, yeni heyecanlara birakti. Sonra ultrasonda o minik kalp atislarinin sesini duyunca yine eriyiverdik…Sonra da bir justification (gerekcelendirme) moduna girdik. “Aslinda cok iyi oldu boyle olmasi, aradaki yas farki az olunca birbirleriyle daha iyi anlasirlar, arkadas olurlar. Biz de henuz saga sola vermedigimiz, satmadigimiz bebek esyalarini ikinci kez kullanip olcekler ekonomisinden faydalaniriz” diye dusunmeye basladik, mutlu olduk, sonra yine saskoloz olduk…iste boyle bir mutlu bir saskin ruh halindeyken yasadigimiz diyaloglardan biri mesela:

Bodrum’dayiz, minderlerde oturuyoruz,  birseyler yiyip iciyoruz, sen de kenarda yanimizda kovan kureginle oynuyorsun.
Anne: “Acaba kiz mi olucak erkek mi? aman saglikli olsun da… “ ( klasik…her annenin cinsiyet konusu acildiginda sarfettigi ikinci cumlesi:) ama gercekten oyle, saglik disinda yok bi temennimiz)

Baba: (eliyle ileriyi isaret ederek) “Sen sundan bana bi tane daha ver, baska bisey istemem”

Anne: (masa ustunu gostererek) “Neyden bi tane daha canim? Bira mi?"

Baba: “?!?.. :)) ben Kaan’dan bahsediyorum”

...!!!

Uzun lafin kisasi kardes geliyor oglush. Bir erkek kardes geliyor insallah Mart 8-9 gibi. Ben de, saniyorum icimdeki kiz ozlemini bastirmak icin, senin uzerinde denedigim at kuyruklarina devam edecegim  artik naapalim:) saka saka  :) yakinda kestiriyoruz merak etme…kurtuluyorsun benden :) Aciyorum o lulelere ama naapiyim :( onlerden aliyorum arada ama arka taraflara makas degdirmeye bir turlu elim varmiyor :(







 
Cok sukur, kardesinin 12.haftada yapilan down sendromu taramasi testleri cok iyi cikti, risk cok cok dusuk. 20. Hafta da detayli organ taramasi var, insallah orda da hersey yolunda gidecek.

Su an 18. Haftamdayim, yolu nerdeyse yariladik bile J Bundan sonra bu blogdan ikinize birlikte seslenecegim, ikinizin maceralarini anlatacagim. Allah'tan ileriyi gorumusum, blogun adini jenerik BABY AKCA koymusum. Baby Akcalar duble oldu artik :)

Iste  boyle oglush…"E peki siz bana hic sordunuz mu kardes istiyor muyum diye?" dersen cevabimiz burda canim:
 



“E bariz mutluluk dansi bu!” diye yorumladik biz babanla, bilmiyorum J

Haydi bakalim, yeni bir maraton, yine bir maraton!... Su ana kadar iki cocuk sahibi arkadaslarimin nerdeyse hepsi "2 cocuklu olmak 2 kat degil 10 kat (!) daha zor" diyerek bizi bi sevklendirdiler. Bakalim onumuzdeki gunlerde neler yasiycaz, yeni yolculugumuzda emin (ve de alttaki gibi sirin) adimlarla ilerliyoruz :)
 




Yalniz butun bunlarin, Bodrum oncesi ben su komik zaytung haberini okuduktan 1 hafta sonra olmasi da apayri guldurdu, dusundurdu beni J Yoksa bu bir isaret miydi, seneye biz de bu asagida bahsedilen aile gibi bisey mi olacaktik?  

oh noooooo!!!! :))))



 

2 Çocuğuyla Birlikte Tatile Çıkan Gündoğdu Ailesi, 7'den 70'e Herkesin Haklı Nefretini Kazanarak İstanbul'a Döndü

Yaklaşık 1 hafta önce İstanbul'dan yola çıkarak Fethiye-Ölüdeniz'e gelen ve tatillerini burada geçiren 4 kişilik Gündoğdu ailesi, seyahatin en başından itibaren yollarına çıkan herkesin haklı nefretini kazanarak dün sabah sularında evlerine döndüler. Hem kendilerine hem de çevredekilere tatili zehir eden Mehmet-Rana Gündoğdu çifti ile çocuklarının Ölüdeniz yolculuğuna ebeveynlerin kavgası ve çocukların gözyaşları damgasını vururken, her şeye rağmen Facebook albümlerinde mutluluk tablosundan yine taviz verilmedi.

Yine hayal kırıklığı

Gündoğdu ailesinin büyük sabırsızlıkla beklediği yaz tatili, ilk çocukları Nahit Efecan (6)'ın doğumundan sonraki bütün tatiller gibi yine hayal kırıklığı ile sonuçlandı. Daha Otogar'da, otobüse biner binmez oturma kombinasyonları ile ilgili yaşadıkları tartışmayla tatillerine start veren Mehmet-Rana çifti, otobüsün hareket etmesinin hemen ardından minik Mediha Busenaz (4)'ın ağlama krizine girmesiyle yol boyu büyük küçük herkesin bedduasını aldı. Çiftin tatili, aldıkları bedduaların da etkisiyle bir daha iflah olamadı.

Kaldıkları otele vardıklarında baba Mehmet Gündoğdu'dan gelen "hadi çocuklar siz havuza inin kardeş kardeş oynayın, biz annenizle biraz dinlenelim" şeklindeki üstü kapalı seks teklifinin Rana Hanım tarafından “aa, olmaz öyle şey bırakmam çocuklarımı bilmediğim yerde” sözleriyle reddilmesi çekirdek ailenin otelde yaşadığı ilk gerginlik olarak kayıtlara geçti. Mehmet Bey, “e bu şekilde mi geçecek peki bir hafta, hayret bir şey” sözleriyle gerginliği tırmandırırken, 5. günde gerçekleşen reglin de katkılarıyla tam olarak o şekilde geçen haftadan öne çıkan bazı önemli satırbaşları ise şu şekilde:

İşkence tatilinin detayları

1. Gün: Eşyanın yerleştirilmesi, çocukların hazırlanması, Rana Hanım'ın epilasyonu derken kahvaltının sonuna yetişebilen aile; açık büfeden geriye kalanlara çekirge sürüsü iştahıyla saldırarak otele ödedikleri paranın bir kısmını çıkarmaya çalıştı. Çocukların hiçbir şey yemeyerek, sürekli ortalarda koşturması ve diğer masalara dadanması ile otel çalışanları ve diğer müşteriler "Gündoğdu Ailesi" gerçeği ile tanışmış oldu. Açık büfede bir nebze kara geçen baba Mehmet Gündoğdu, melek yavruları Busenaz ile Efecan’in gün içindeki dondurma, güneş gözlüğü, simit ve kolluk gibi ağlama krizleriyle dile getirdikleri ihtiyaçlarına kayıtsız kalamayarak günü 120,00 TL zarar ile kapattı.

2. Gün: Kahvaltıda yediği 8 çeşit peynir ile ailesinin yüzünü güldüren Busenaz, saat 11 sularında kardeşi ile girdiği “deniz suyu içilir ki” tartışmasından kusarak ayrıldı. Günün geri kalanını kızı ile birlikte revirde geçiren Rana Hanım'ın aksine, Mehmet Bey oğlu ile oynadığı “Alman çocuğu kuma gömmece” oyunu sayesinde iki saat kadar rahat bir nefes aldı. Oyun, Alman çocuk Andreas Möller (6)'in ebeveynlerinin müdahalesi sonucu tatsız bir tartışma ile sona erdi.

3. Gün: Beline taktığı simidi ve kolunda kollukları ile kendini öldürme şansı neredeyse sıfıra yakınlaşan Efecan, annesinin de o sarışın kadınlar gibi üstünü çıkararak güneşlenmesini isteyince olanlar oldu. Her nasılsa bikininin kopçasını açmayı başaran Efecan için bu serüven, babanın son anda fark etmesi ve “oğlum lan, dur! Rana kaç!” şeklinde koşarak Rana Hanım'a havlu tutması ile 5 saniye kadar sürdü.

4. Gün: Bu tatili, uzun süredir okumak istediği kitabı için fırsat bilen Rana hanım, çocukları Mehmet Bey’e kitleyerek gün boyu şezlongda uzandı. Bu durumu fırsat bilen Mehmet bey, çocukları doğru kullandığı takdirde bir ihtimal olarak nitelendirdiği bekar ingiliz Turist Lisa Fangorn (21)’un dikkatini çekmeyi başaramayarak günü muzun, jet-ski’nin, alakart balık restoranının fiyatlarını öğrenerek tamamladı.

5.Gün: Mehmet Bey’in “çocuklar daha uyuyor Rana, fırsat bu fırsat kalksana” talebi, eşinin her nasılsa hep tatile denk getirmeyi başardığı regline kurban gitti. Ereksiyonunu içine atarak şezlong için önceden yer tutma bahanesi ile havuz başına inen Mehmet bey, bu süreçte yine umduğunu bulamazken; minik Buzenaz’ın bugüne kadar aldığı ve ekstraya giren yedi dondurma ve ikisi alkollü olmak üzere beş kokteylin faturası ile şok oldu…

6. Gün: Eşi tarafından dün otelde yalnız bırakıldığı için sinirleri tepesinde olan Rana Gündoğdu minik Busenaz'ın başına güneş geçtiği için kızıyla ilgilenirken, Mehmet Bey ise gün boyunca "Gelseydin de, ilgilenseydin kızınla" savunmasını yapmakla meşguldü. Tatil arkadaşı Onur'la arkadaşlığını ilerleten Efecan ise, gün boyunca üstsüz güneşlenen otel sakinlerinin ve eşlerinin korkulu rüyası oldu.

7.Gün: “Son bedava yemek” olarak nitelendirdikleri öğlen yemeğinden sonra otelden çıkış yapan genç aile, otobüs saatine kadar Fethiye turu yapma kararı aldı. Bu süreçte eşe dosta dağıtmak üzere toplam 15 Fethiye kül tablası, 20 Fethiye magneti ve 10 Fethiye çakmaği satın alarak esnafın yüzünü son kez güldüren Gündoğdu ailesi, otobüsün hareket saatinden iki saat kadar evvel geldikleri otogarda dinlenme fırsatı buldular. Hastalığı bir türlü geçmeyen Busenaz, geri dönüş yolculuğunda otobüstekilerin bir dakika bile uyumasına izin vermezken, pestile dönen Rana-Mehmet çifti yol boyunca birbirleriyle çok az konuştular...

Facebook albümlerinde mutluluk tablosundan taviz verilmedi

1 hafta içerisinde evlilik kurumunu defalarca sorgulayan ve parayla rezil olmanın her türlü formunu yaşayan ve yaşatan genç çift, yine de tatil dönüşü Facebook'ta paylaştıkları "Ölüdeniz'de tatil bir başkadır", "Aşkım, ben ve çocuklarımız:)))" albümleriyle yakın çevrelerini darlamaktan geri kalmadı.

Monday, November 1, 2010

ALL!... HAIL THE MIGHTY UTERUS!!!


28. haftamizin icindeyiz bebe...(“Akca Bebe” - sana hala bi isimle hitap edemiyorum kusura bakma – babanla bi turlu anlasamadik bir isimde, ama merak etme az kaldi, emin ol sen gelmeden son kararimizi vermis olacagiz)
Evet, 28. Hafta...her gecen gun seninle birlikte hareket etmek zorlasiyor tontosh... Yillarca voleybol oynayarak yaptigim, gurur duydugum o six pack kasli karnim yok artik...Gobek deligim disari firlamis durumda (bazi insanlarin hep boyledir, (saniyorum dogumda kordonlari uzun kesildigi icin) ve ben oldum olasi hic estetik bulmamisimdir, ama al iste buyuk konusmayacaksin :) Neyseki henuz hic catlagimiz yok...İnsallah kalan aylarda da olmaz...
Popom, gobegimle “hadi bakalim, kim daha fazla buyuyecek" yarisina girdi :( cok cirkin oldum boyle sisko...

Geceleri yan donmeden uyumak imkansizlasti artik...sirtustu yatarsam nefessiz kaliyorum, yan yatinca cok rahat, ama kisa zaman sonra uyaniyorum yattigim taraf uyustugu icin...ayrica yataktan kalkarken de fena madara oluyoruz babana - bir yerlere tutunarak, ters donmus bir ugur bocegi gibi bir saga bir sola atarken kendimi bi de bakiyorum sirita sirita arkamdan itiyor baban eliyle...”ehe ehe...yardimci oluyorum” diyor ama icten ice dalgasini geciyor...

Aksamlari degisik bacak kramplari hatta bazen kasiklarimda agri oluyor...Onun disinda, beni cok fazla tuvalete goturmeye basladin, idrar kesesine cok baski yaptigin icin anne surekli tuvalete gitmeye basladi...Ama anladim, beni uykusuz gecelere alistirmaya calisiyorsun simdiden uyanik seniii!

Peki bunca sIkIntiya ragmen "bu kadinlar hamileligin nesini seviyor?" diye dusunuyor insan di mi... Kutsal gorev vs bir yana birakalim, bil bakalim bu ruh halinin ben en cok nesini sevdim?:
  1. Hic tanimadigim insanlar yolda, magazalarda karsilarinda bu koca gobekli, paytak yuruyuslu, surekli gobegini kasiyan kadini gorunce hep bi gulumsuyor...bi sempati duyuyor...ozellikle kadinlar, anneler ve tabi ki hamilelerde cok hosuma giden sessiz bir “seni cok iyi anliyorum, dayan!” bakisi var :) 
  2. Saclarim hic olmadigi kadar gur ve parlak :) - Annelik hormonlari sizi seviyorum... 
  3. Ise gitmemeyi, stres yapmamayi, hergun proje dokumanlarini degil, sevdigim seyleri okumayi, arastirmayi, kendimi gelistirmeyi, yeni seyler ogrenmeyi nasil da ozlemisim...  
  4. Etrafimdaki herkes beni simartiyor, kimse benden yemek yapmami, is yapmami beklemiyor, birseyleri unutunca, ya da oldugumdan daha “dumb” hareket ettigimde bahanem hazir..."ehu ehu...hamilelik halleri iste naaparsiniz :)"
  5. Seninle ilgili gun boyu hayal kurmaya vaktim var! 
  6. Gogusler bomba oldu! :) (Annelik hormonlari sizi gercekten seviyorum!) ama sen zaten onlari emip kisa zamanda eski “eh iste” haline sokacaksin biliyorum.. olsun...seni doyurabilmenin hayali bile heyecanlandiriyor (bol bol cikolata yiyip, nesquik yapiyorum icerde sana, bu kiyagimi unutma :) 
  7. Istedigini yiyip suclu hissetmemek ne guzel...(tamam biraz suclu hissediyorum, ama biliyorsun bahanem hazir: “ben iki kisi icin yiyorum”) 
  8. Bircok hamilenin aksine, ben gobegime dokunulmasindan hic rahatsiz olmuyorum, hatta insanlarin seninle bir bag kurmaya calismasi, seni hissetmeye calismasi hosuma gidiyor 
  9. Bebek alisverisi yapmak cok eglenceli! ilk baslarda her gordugum minicik patike, sapkaya, tuluma bakarken agliyordum, simdi ruyalar aleminde gibiyim...sana bir suru cici aldim (gerci baban cok fazla seye karisiyor...yahu winnie the pooh’un nesi "gay" Allah askina? ” yani daha fazla nasil gay olunur bilemiyorum” dedi gecenlerde!...ne alakasi var...oglushuma sevimli ayicikli, ordekli seyler alamiycak miyim hic ben!) 
  10. Seni orda sicacik tutuyor olma hissi, seni icerde besliyor, buyutuyor olma hissi...canim oglum, iste bu duyguyu hic birseye degismem....

Monday, May 31, 2010

Panic!...Panic!...Panic!....

14.05.2010...Ne keramet varsa artik bu South Africa'da...romantik kocaciiim da burada evlenme teklif etti, minishim de "ben artik geliyoruuum" diye burda verdi ilk sinyallerini...

cok ama cok mutlu, bir o kadar saskin, heyecanli ve endiseliyim...

once 5-6 dakikalik bir aglama seansi, gokyuzune bakmalar, annecigi dusunmeler, demek ben kapidayken o da boyle hissetti diye mutlu olmacalar, uzulmeceler...zirt pirt aynanin karsisina gecip gobege bakmacalar...ve hic bitmeyen "e simdi ne olucak?" endisesi...hazir miyim? anne mi olucam ben simdi? nasil becericem???!!
oooofff...gel bakalim minish geeel....noolucaksa olucak artik, kollarimizi actik, dort gozle seni bekliyoruz :)