Showing posts with label cocuk ve kariyer. Show all posts
Showing posts with label cocuk ve kariyer. Show all posts

Tuesday, November 18, 2014

Iyi ki Dogdun, Iyi ki Varsin Edna’miz - Ekim 2013, Ekim 2014

Kaan’cik, sen dogduktan sonra uzuuun bir muddet calismamistim ama 2013 Eylul ayinda Ozancigim neredeyse 10 aylikken, Kaancigim sen de  3 yasina yaklasirken artik ise geri dondum.  Aslinda hep icim icimi yiyor, surekli bir pismanlik icindeyim, surekli babanizin basini sisiriyorum bu konuda ve sanirim bu duygu hic terk etmeyecek beynimi… "keske biraz daha uzatsaydim, en azindan Ozan da 2 yasina gelene kadar evde olsaydim" diyorum hep ama bir yandan da biliyorum ki o an sartlar onu gerektirmisti, sirkette tam istedigim gibi sizlere vakit ayirabilecegim, stressiz, yazlari 2-3 ay Istanbul’dan calisabilecegim, beni cok yormayacak bir pozisyon onerilmisti, ben de “geri cevirirsem bir daha boyle birsey bulamam” zannettim ve Kabul ettim. Evet, yaklasik 1 senedir full time calisan bir anneyim. Iyi mi yaptim, kotu mu yaptim bilmiyorum, ama durum bu.

Haftasonlari zaten full time dipdibeyiz, hafta ici gunduzleri Kaancigim sen zaten okuldasin. Ozan’cigim sen de yakinda baslayacaksin. Allah’tan isim cok esnek saatli olabildiginden ogle aralarini bol kepce kullaniyorum. 12 gibi cikip 14:30 gibi donuyorum ofise, bu arada Kaan seni okuldan alip eve getiriyorum tam o sirada Ozan da ogle uykundan uyanmis oluyor, gun ortasinda dolu dolu 2 saat geciriyoruz, oyun oynuyoruz birlikte. Aksamlari da eve erkenden gelmeye calisiyorum, sizin parktan donme saatinize gore ayarlamaya calisiyorum. Sizi uykuya yatirdiktan sonra (aksam 8-8:30 gibi) de laptopuma, maillerime geri donuyorum, o ogle arasinda kacirdiklarimi toparlamaya calisiyorum.  Yani is gunleri de coook ayri kalmiyoruz, ama kafa sagligimin yerinde olmasi, sizinle mutlu mutlu oynayabilmem, ufak tefek seylere sinirlenmemem icin (ki babaniz bilir bu guzel hallerimi) birinin temizlik, utu islerini bensiz halledebilmesi gerekiyor.

Bir cok annenin kanayan yarası olan yardimci arayisi benim icin de cok zorlu bir surecti, bir elimde 20 maddelik mulakat sorularim (home-made :); bir elimde telefon…kimbilir kac farkli insanla konustum, kimbilir kac farkli insanin sanki beni mulakata alirmiscasina sorularina maruz kaldim :) kimbilir kac kisiyle sonrasinda yuzyuze gorustum, ikinciye gorustum, ucuncuye gorustum derken eleye eleye buldum. Sanirim sansim da yaver gitti…babanizin deyimiyle bir “terminator” buldum. :) Edna’cigim saolsun ev islerinde bana cok yardimci, ben isteyken de on kaplan gucundeki size elinden geldigince, olabildigince iyi idare ediyor. Kimse mukemmel degil, bunu kabullenince, karsilikli guven duyulunca hersey daha puruzsuz ilerliyor. Is ahlaki, sizlere duydugu sevgi, sevkat, gormus gecirmis olmasi, sabirli olmasi, tecrubeli biri olmasi, guleryuzlu olmasi idi beklentilerim, cok sukur, boyle iyi niyetli biri cikti karsima…Coluk, cocuk, torun-torba sahibi, ve kazandigi her kurusu filipinlere ailesine gonderiyor yazik. Rahat biri, benden birsey gizlemiyor, su ana kadar da bir tek yalanini gormedim. Saat sabahin 6sinda sessiz sessiz odasindan gelip, ben demeden utuye baslayan, her sabah ise gitmeden kahvemizi hazir eden, evi silip supuren, cocuklarima torunlari gibi sevgiyle yaklasan biri. Insallah boyle de devam eder.

Ednacigimizin Ekim 2013teki dogumgununden fotolar asagida, parkta kucuk bir pasta kesmistik arkadaslariyla, evde de hediyesini verdik, sevincten aglamisti.






Ve ogunden tam 1 sene sonra... bunlar’da Ekim 2014teki dogumgununden fotolar. Evde, bahcemizde ufak bir parti. Zaten gun boyu birlikte oldugunuz mahalle arkadaslariniz (Maya, Stella, James, Noora, Leo ) ve onlarin bakicilariyla birlikte.









Monday, October 7, 2013

Affet Beni Sevgili Blog

Yazamadim yine. Cok parcaya bolundum, paramparca oldum, yetisemedim yine.

En son babalar gununde, seychellerde kalmisiz, ondan sonra neler oldu bakalim… uzuuun bi yaz tatili basladi…gezdik, cok gezdik…once dede ve anneanne ile  Londra - mba mezuniyeti, sonra  Istanbul - dayilar, amcalar; sonra babaanne ve dedeyle Bodrum; sonra Dubai…eve donus ve doner donmez, Eylul'de, ise full time geri donus :(

2.5 yildir full time calismamis (arada sirada bazen home office bazen part time ufak projeler almis)) yani artik ev hanimi moduna gecmis anneniz icin kolay olmadi bu donem. Ozancigi emzirmeye devam ettigi icin - Allah’tan mesafeleri cok yakin olan - ofis ile ev arasinda mekik dokuyarak gecti…Sabahlari Kaancigi okula birakip, ogle tatillerinde alip eve getirip, Ozancigi bir posta emzirip tekrar ofise donup, aralarda pompa ile sut sagip, bir yandan toplantilara yetismeye calisarak, bir yandan yeni basladigi pozisyonu anlamaya calisarak zorladi bunyeyi…Resmen yorgunluktan elleri titrer oldu gun icinde bir sonraki saatte yapacagi isi planlamaktan…ama neyse…artik sanki otomatige bagladi :)
Yazacagim, soz ogluslar…anlatacagim bu yaz olan biteni, resimlerle kisa kisa. Simdilik bir kac video ile ozellikle Ozancigin tarihe gecmesi gereken “ilk”lerinden paylasayim. E Kaancik’in cok videosu var Ozancik’a biraz ayip olmuyor mu? Benim keltos oglumun basi kel mi??! di mi ama :)

Monday, July 8, 2013

Mezuniyet ve Temmuz'da Cocuklarla Londra

Evet oglushlar, nihayet Temmuzda bitti MBAim. Yani artik MBA diplomali bir cocuk bakicisiyim, aman ne guzel :)


 


 



Londra'daki mezuniyet torenine ailecek gidelim istemistim aslinda ama babaniz gelemedi, cunku o sirada onun da kendi MBA dersleri icin Fransa’da olmasi gerekiyordu. (Evet bildigin deli cesaretiydi 2 cocuklu halimizle 2 MBA e kalkismak, bizim icin baya zor bir sene oldu, ama bitirdik. Benim Ozan’cigimin dogumu nedeniyle alamadigim 2 dersim kaldi, onlardan birini Ocak’ta birini Mart’ta tamamlayacagim, kurtulacagim. Babaniz ise Aralik’ta mezun oluyor. Baya yiprandik ama cok seyler ogrendik, cok guzel bir network yaptik, simdi iyi ki cesaret etmisiz diyoruz. Oldu da bitti iste.)
Babaniz gelemiyince ben de kidemli velim : dedeniz, ve annanenizle birlikte gitmek istedim. Hem sizlerle birlikte guzel bir tatil (!) olur diye kandirdim onlari da.... Ama ne tatil!!! Boyle yorgunluk gormemislerdir herhalde :)

Plan, 6 Temmuz Cumartesi hep birlikte ucmakti Istanbul’dan Londra’ya…ama vizelerde bi aksilik oldu… Yaz donemi cok yogun oldugundan, dedeniz ve annanenizin vizeleri (cok onceden basvurmalarina ragmen) yetismedi ...benimki de ucu ucuna (Dubai’den Istanbul’a ucma tarihime 1 gun kala) yetismisti.  Ayin 6si, haftasonuna denk geldigi icin 2 gun de ordan atti…hoop Pazartesiye kaldi vize isleri...Dedenlerin Pazartesi gecesine kadar olan tatilleri yandi, butun otel vs onceden odenmisti halbuki L benim ise bir karar vermem gerekiyordu: son modulun derslerinin bir kismini asip Pazartesi gecesi dede ve annane ile pasa pasa rahat rahat yolculuk yapmak mi? yoksa “yok ,oteller de odendi, okul da var” diyip planlandigi gibi Cumartesi, biri 4 aylik, biri 2.5 yasinda 2 cocukla tek basina yolculuk yapmak mi? tabi ki kahramanimiz, sacma ve zor olan karari verdi. Kendisinde bu aralar bır deli cesareti, sormayin gitsin...

Yalniz biraz uzun bir post olacak - bol resimli... aileden olmayanlar icin sıkıcı olacaktir simdiden uyarayim J
Evet, baslayalim bakalim anlatmaya....Istanbul havaalanindayiz once... dedenler bizi yolcu ederkenki halimiz...


Henuz beni bekleyen kabustan (2 cocukla gecirecegim 4 saatlik yokculuk + Londra havaalaninda metrelerce uzunlukta bir passaport kontrolu kuyrugundan) habersizim burda...kabus diyorum cunku Kaancim: gercekten beni delirttin o gun – neler yapmadin ki isleri zorlastirmak adina...sapkasiz ve cantasiz bir yere adim atmamacalar, ama bir yandan da hem Ozan’in arabasini hem Caillou oyuncagini cekmek istemeceler, kuyrugun neredeyse basina gelmisken en sona dogru kosusturmacalar, surekli havaalaninda oynanmamasi gereken seylerle oynamacalar, yere yatmacalar, pis seylere dokunmacalar....Ozancim: sen de emzirme krizlerin, cigliklarinla ortami senlendirmeler. Halimiz tam filmlikti. Drama. Neyse ki kuyruktaki insanlar acidilar (ya da belki rahatsiz oldular:) ve bizi one gecirdiler bir 10 dakika sonra.


Neyse...oyle ya da boyle vardik otelimize. Inanilmaz guzel bir hava bizi bekliyordu Londra’da! Her gun gunesli, her gun bahar havasi... Uzun seneler Londrada yasamis arkadaslarim Temmuzda bile soguk olur dedikleri icin yanimiza aldigimiz kalin kiyafetlerin hepsi aynen oylece geri geldi... 6-14 Temmuz arasi sanirim sadece 1 gun biraz bulutlandi, sogudu hava, onun disinda hep yaz sicagi vardi.
Yeni bir yere gelinince, hava boyle guzel olunca ve gec kararinca (resmen 10:30a kadar aydinlik) tabi ki de Kaan’cim seni yerinde tutamadim. Bir oraya kosmalar bir buraya kosmalar...ziplamacalar, hoplamacalar. Dubai’de trafiksiz yerlerde seni zaptetmek kolay tabi, esas test Londra’daymis! Bildiginiz suyum cikti! Babamlar gelene kadar hergun sizi sag salim yataga yatirmak icin buyuk savas verdim :)


Birlikte sehiri gezmenin pek mumkun olamayacagini anlayinca - ki bunu anlamam vardiktan sonraki ilk 1 saat icinde oldu - careyi sizi Regents Park, Hyde Park gibi yerlere goturmekte buldum. Yani tabiri caizse: saldim cayira J Bol bol yuruyus yaptik birlikte, ordeklere yem verdik, butun o yorgunluga ragmen cok keyifliydi...



 

 
Dedeniz ve Anneanneniz gelince hersey cok daha guzel oldu tabi. Cok gezdik, cok yorulduk ama bir o kadar da eglendik. Neyse, lafi daha fazla uzatmadan resimlerle basbasa birakiyorum sizi...
 
9 Temmuz: 
 







Dersler arasinda otele geldigimde uyuyordunuz once...sonrr, siz uyaninca cekilmis alttaki poz - "hop little bunny hop hop hop" oynuyoruz burda :) Kaancim israrla Ozan'in da ziplamasini istiyorsun :) - bunun videosu olmasi lazim, bulup yukleyecegim mutlaka.



Ben dersteyken babamlar sizi Hyde Park'a goturmusler, oradaki unlu george irvin merry-go-around / carousel maceranizdan alttaki pozlar...





 Ve Marble Archtan bir poz...


Gezi direnisi sonrasi onemini daha cok anladigimiz parklar, bu cocuklu tatilde bizim hayatimizi kurtardi :) Regents Park ve Hyde Parktan alttaki pozlar... dedeyle ordeklere yem verirken ki hallerinizden sirin videolar da var onlari da artik sonra yuklerim.



 








10 Temmuz: Oxford Street, Selfridges, Leicester Square, Bond Street...bu kalabalik ama hep neseli, hep hareketli sehirde kisa bir alisveris turu...







canim benim....kimbilir neler geciyor aklindan...


11 Temmuz: Mezuniyet Toreni Gunu...Hayatimin en yorucu gunlerinden biri... o uzun topluklar ve cubbenin agirligi bir tarafa, Kaan'cigimin hiperaktivitesi, bitmek tukenmek bilmeyen enerjisi bir tarafa...resmen bitmistim aksama...Parasini odedigim mezuniyet balosunun biletlerini yaktim...gidecek halim/vaktim yoktu, yattim uyudum... Once uzulmustum, ama sonra dusundum de: "iki cocukla buraya kadar geldigime bile sukretmeliyim, parti de eksik oluversin bu sefer"...

Asagidaki resimler once Royal Festival Hall'deki torenden sonra campusteki afterpartyden.






 
 
 




 






 
12 Temmuz: Formaliteler bitiyor, turist omerler yola cikiyor....2 Katli bir sightseeing otobusune binip begendigimiz turistik mekanlarda biraz geziyoruz o gun: Covent Garden, London Eye, Tower Bridge, Big Ben....










Covent Garden'da meydanda harika bir sov var...Kaan'cim, o gun once cok dikkatle izliyordun sovu benimle guzel guzel...sonra birden bire kendini sahneye atmak istedin, cambazin elinde tuttugu ipe sarktin...asagidaki komik kareler o enstantaneden :) zor oldu seni yatistirmak.





Ha bir de bu kirmizili solist kiza da asik oldun saniyorum, oradan bir turlu ayrilmak istemedin o gun...






Sokak performanscilariyla, sirin cafeleriyle unlu Covent Garden aslinda cok keyifliydi, ah bir de Kaancim sen huysuz gununde olmasaydin...





Patron onde, biz arkada yine....







13 Temmuz: London Eye, Big Ben duraklari...




 

 

 



 



 

 
 


Ve 14 Temmuz:  Son Gun. Donus icin havaalanina gitmek uzere ayarladigimiz taksiyi otelin lobisinde beklerken ve minik kushlarim opusup koklasirken...




Havaalanindan eve giderken cekilen su poz da zaten bu gezinin bende biraktigi derin izleri biraz anlatiyor sanki?


Knock-Out :)

oofff...Allah'im....ne haftaydi....anneanneniz ve dedenize ne kadar tesekkur etsem azdir, onlar olmasaydi, boyle yorucu ama keyifli anilarimiz olmayacakti....saolsunlar, ayaklarina saglik...