Hep yerde oyna, yerde yuvarlan, don, kalk, sıkıldın tabi sen de…”Yurutecler zararli olabilir” diye birkac yerde okumustum, nedir asli astari, var midir kalcaya, kemige bir etkisi diye internette arastirinca “zarar” dediklerinin “cocugun dusme, kendini yaralama riski” oldugunu gordum, ki o da bence dogru urun secildiginde ortadan kaldirilabilir.
Turkiye’ye geldigimizde deden ayagini yerden kesen, dogru (kucuk ve hizli degil, genis ve koruyuculu) bir yurutec almis sana – genis bir ayak sistemi var, hizlansan bile bir yere carptiginda o ayaklar sayesinde bounce ediyorsun, sana dokunmuyor carptigin sey. Icindeyken herhangi birseye uzanman da neredeyse imkansiz. O yuzden bu yurutece oturtmakta sakinca gormedim. Yine de cok uzun tutmuyoruz seni bunda, en fazla 10-15 dakika...henuz mama sandalyesi almadigimiz icin de bunu bazen mama sandalyesi gibi bile kullaniyoruz. Seni uzerindeki pilli-sesli oyuncaklarla oyaladigi icin de yemeklerimizi artik rahat rahat yiyoruz.
Sen de cok sevdin ayagini yerden kesen bu sesli nesneyi, oyle sevdin ki bak bu videoda zevkden uyuyakalmissin uzerinde J yahu cok alemsin cocuk…o isin kilicini biraksana artik elinden! J
Not: Dubai’de Hande ve Mehmet seni ziyarete geldiklerinde hediye olarak getirmislerdi bir tane, ama o zamanlar daha cok kucuk oldugun, yeni yeni oturmaya basladigin icin pek oturtmamistik seni ustune, ayaklarin biraz asili kaldigi icin saskin saskin etrafa bakip iste asagidaki gibi “ufff ya yapamiyorum been L” der gibi kafani yasliyordun one :)
O kadar cok gezdik ki bu ara...Dedesinin "Heidi"si resmen "Istanbul Fatih"i oldu! Iste o gunlerden hatira fotograflar...
Once Hidiv Kasrindayiz...Guzelim Istanbul'a kusbakisi bakip ciceklerle dolu bahcesinde doyurucu bir kahvalti yaptik o sabah. Sen? Yine etraftakilerin maskotu oldun.
Sonra Mihrabat Korusuna gectik, manzara muthis!
Adile Sultan Sarayi da sonraki duragimizdi, eskiden kiz lisesiymis burasi Turkan Saylam'in okudugu...su guzellige bak...ya da bosver sen uyu uyuuuu :)
Baska birgun Moda Iskelesinde deniz kenarinda yemekteyiz...
Baska bir gun Dragosta...
Bi aksam Kuzguncukta sokak performanslarini dinliyoruz genclerin, isil isil kopru manzarasina karsi Turk kahvelerimizi yudumlarken...Anne tabi yine emzirme onluguyle gorev basinda :)
Bir baska gun Pasalimaninda'yiz...
Ama o gunu hic unutmayacagim - ben daha once o nefret ettigin araba koltugunda gormustum ama dede ilk kez o gun gozyaslarinla tanisti, cok kizdi olaya sebebiyet veren, naaptigindan habersiz zavalli 2 yasindaki cocuga :) Deniz kenarinda yemekte yanimiza yaklasan bir anne ve oglu (cocugun ismi hala aklimda: Bartu) yuzunden cok duygusal anlar yasadik gercekten...Ben cocuga "merhaba, agu bugu, bak kardes bebek" vs derken birden bire cocuk senin ayagina vuruverdi! eminim sert diildi ve zarar vermek icin yapmadi, o da kendi capinda seninle tanisti iste ama sen bunu cok agir bir kavga sebebi saydin, cene birden burusuverdi, titremeye basladi, ve o guzelim gozlerden 2 damla yas suzuluverdi...Pis Bartu, Kaka Bartu!
Gorunce cok guldum - Babanin yeni makinasinda deneme icin arka arkaya cekilen iki poz :) ve birbirinden habersiz ayni pozu vermis benzer sinirli Akcalar!
Uyandigimizi duyunca boyle geliyor babaanne her sabah odamiza…Aydinlik yuzlusuymussun sen onun J
Evet, Istanbul maceramiz bir o dedelerde bir bu dedelerde geciyor. Babaannede cok guzel vakit gecirdik, Makbus Teyze ile Fatos Teyze ile tanistin. Ufacik agzin, tombik minish ayaklarin, kalpleri eriten o gulusunle herkesin gonlunde taht kurdun. Gercekten gozlerimizin icine baktiginda, tanidik yuzler gorunce birden bire aydinlaniveriyor o minik surat, “aa sensin, taniyorum ben seni, sana guveniyorum, seni seviyorum, sen de beni sev…” diyor sanki...o saf mutluluk inan butun huzursuzluklari, karmasik duygulari, kurallari yok ediveriyor.
Baban arada gitti geldi Dubai’ye, her geldiginde sasti kaldi sendeki gelismelere…Simdi bu gelisinde de onu daha da sasirtacagiz saniyorum cunku emekleme cabalarinda bir adim daha ileriye gitmeye basladin, evet evet yanlis okumadin “ileriye” J popoyu kaldirip, kurbaga gibi yerinde yaylandiktan sonra “ileriye” atiyorsun kendini artik! Tam emeklemeye basladin diyemeyiz ama cok yakin gorunuyor…
Gecen geldiginde master chefler is basindaydi - babish ile birlikte gecen ay Dubai’de denedigimiz karidesli, asparaguslu risotto’yu yaptik babaannelere, afiyetle yendi.
Ustune tatli olarak da senin su hallerini izledik keyifli keyifli…O geceye damgasini vuran su pozla Faruk Dede’nin torunu oldugunu gosterdin herkese J
Temmuzun ikinci yarisini diger dedelerde gecirecegiz o yuzden babanneciginin ozenle sen gelmeden hazirladigi cibinlikli kral yatagindan, salincakli sezlongundan, ve o guzel oyuncaklarindan bi muddet uzak kalicaksin, obur dedelere geciyoruz simdi...
Babaanneye ve dedeye de yine Kaan Akca Egitim Fonuna yaptiklari comert bagistan oturu opucukler gonderiyoruz. Hadi yine iyisin…Iki taraftan da topladin walla paraciklari, senin universite harclari cikti simdiden! J
Sen mi bizi dize getirdin, biz mi seni anlamadim ama galiba artik, nihayet bizim de bir "RUTIN"imiz var! Hamileligin basindan beri okuyordum kitaplarda “Bebekler surprizleri sevmez. Bir rutin olusturmak cok onemli.İnsanoğlu gereksinimlerinin ne zaman ve nasıl karşılanacağını, her birinin ardından ne geleceğini bilmek ister.” vs vs…
“Rutin” dediysem, oyle birebir saatleri takip etmekten bahsetmiyorum, seni dinlemek, ogrenmekti amac. Uc gun boyunca yazdim saat kacta ne yapiyorsun, ne zaman acikiyorsun, ne zaman uyuyorsun, ilk gun uyudugunu yazdigim saatte baktim ikinci gun, ucuncu gun gozunu ovusturup, kulagini kasiyorsun. Ilk gun mamani verdigim saatlerde baktim ikinci gun, ucuncu gun “aa…aaahh…”diye aglayip, memeye saldiriyorsun. Cok kolay olmadi seni cozmek, ama oldu iste…ve artik hersey daha kolay, cunku planlama var, duzen var.
Bilmiyorum tatil donusu dubai’de degisir mi isler, ama simdilik boyle asagidaki gibi geciyor tipik bir gunun. Oh be, hayat sana guzel walla, ye, ic, yat! J
6:00 KALKIS 6:30 ANNE SUTU 7:00 UYKU (biraz daha anne yataginda sarmas dolas - evet, "co-sleeping"e inanan bir anneyim ben) 9:30 KALKIS & OYUN 10:00 MEYVE (Muz/Elma/Armut/Kayisi/Seftali) 10:30 UYKU (kisa sekerleme, max 45 dak) 11:00 KALKIS & OYUN 12:00 BABY CEREAL (tahilli: pirinc/irmik/misir etc.) 13:00 UYKU (2 saatlik, pek degismiyor, seviyoruz bu ogleden sonra uykusunu - kendime ayirabildigim ender vakitlerden ) 15:00 KALKIS & OYUN 15:30 MEYVE (Muz/Elma/Armut/Kayisi/Seftali) 16:00 OYUN 17:00 ANNE SUTU veya DEVAM SUTU 18:00 PARKTA GEZINTI 18:20 UYKU (kisa sekerleme) 19: 00 KALKIS & OYUN 19:30 CORBA (Sebze Corbasi: Kabak, Havuc, Mercimek, Pirinc, Patates, Bezelye) 20:00 BANYO (bi ara bunu oglenleri yapiyorduk ama tekrar aksam yatmadan onceye cektim) 20:30 ANNE SUTU veya DEVAM SUTU 21:00 UYKU (gece uyanirsa – genelde bir kez ve saat 2 am gibi oluyor - yine anne sutu)
Dubai'deyken genelde 8de uyuyorduk, nasil oldu da 9a kaydi bu anlamadim, tekrar one cekmeye calisacagim bunu - bi yandan da istemiyorum cunku o zaman 6dan da erken uyaniyorsun ve ben maalesef sabah uykularimi cok seviyorum :(
Rutinimizin vazgecilmez bir parcasini unutmusum - uykuya dalmadan once mutlaka ve mutlaka MUZIK! o kadar alistik ki, bazen senden once ben dalmak istiyorum uykuya bu ninnileri dinlerken...
Eee…em em em bir yere kadar di mi ama :) Haklisin oglush, yedinci ayimiza girdik artik, baska tadlar da tatmak ister bu bunye! Zaten gecen aydan belliydi katilara gecise hazir oldugun, biz yemek yerken pur dikkat her lokmamizi, her kasigimizi takip edip durdun, e artik desteksiz kendi kendine de oturmaya baslayinca, dedik “biri yer biri bakar, kiyamet ondan kopar” - artik onlukleri takmanin, kamera elimizde suratimiza puskurtulecek pureleri tatmanin zamani geldi! Senin de gastronomik yolculugun boylelikle alti aylikken baslamis oldu:
En basta ufak ufak parmagimla denetmeye calistim sana yedigimiz meyvelerden - karpuz suyu mesela, seftali, cilek (cilegin alerjik bir meyve oldugunu sonradan ogrendim :( acemilik donemi iste affet…ayyh neyse ki hicbir alerjik reaksiyon gormedik. Sonra arada babaannen biz yemek yerken oyalanman icin ufak salataliklar soydu sana, inanilmaz buyuk bir istahla emdin durdun o salataligi :) Kaslar catik, ciddi bir gorev bilinciyle tutuyorsun ama, halin gercekten cok komik…Alti aylik olduktan sonra da artik anne sutunu gercek anlamiyla desteklemeye basladik. Emzirmeye devam ediyoruz, insallah uzuuun bir sure daha devam edebiliriz, ama emme sıklıgını azalttik, artik ana ogun gibi degil, daha cok cay pasta saati gibi aliyorsun memeyi :)
Sute ek neler yiyoruz peki? En basta en sevdigin meyve purelerinden bahsedelim: Cam rendede iki dakikada oluyor - elma, seftali, armut, muz su ana kadar deneyip sevdiklerin…kayisiyi pek sevmedin biraz mayhos geldi tadi sanirim…Onun disinda Aptamil’in, Bebelac’in destek urunleri var - Baby Cereal mesela, pirincli, tahilli muhallebi kivaminda – onu da cok seviyorsun.
Meyveyi ara ogunlerde ac karnina, cereal’lari ogle yemegi gibi yiyorsun, aksamlari ise menude Sebze Corbasi var – Onceleri tek tek denedigim, sonralari karistirmaya basladigim Kabak, Havuc, Patates, Bezelye dortlusunun ikili kombinasyonlarini 1 kasik pirinc ve 1 kasik mercimek ile hasliyorum, sonra da arkadaslarimin tavsiyeleri uzerine aldigim hem buharda saglikli pisirip hem pure haline getirebilen blenderda cekiyorum. (Beaba BabyCook markasi - pek memnun kaldim bu urunden, tatile saga sola da goturuyorum cantasinda.)
Tatsiz tussuz olmasina ragmen o corbayi da afiyetle yiyorsun…Ilk kasik verildiginde yuzun bi eksiyor “iyyy yaa anne, gercekten inanmiyorum sana, bu nee!?!” bakisi firlatiyorsun, sonra ikinci kasikta bi “hmm sen de fena bi insan diilsin, herhalde iyi biseydir bu verdigin” oluyor gozler…sonra tada alisiyor, bazen “hmm nam nam nam” sesleri esliginde , bazen “bbppttt” puskurtmeler esliginde ama cogunlukla buyuk keyifle mamalari bitiriyorsun, hatta arada kasigi elimden alip “ya birak ben kendim yaparim” tavirlarin var ki tam yemelik :) aman Masallah!…insallah hep boyle gider, yemek secmeyen uyumlu bir cocuk olursun.
Neyse, iste asagida o gunlerden ufak ufak videolar – bunlar acemilik gunlerimizden tabi, simdi hem sen hem ben daha bi ustalastik :
Bu ay boyle gidecegiz - bu konuda degisik gorusler, takip edilen degisik diyetler var ama benim okudugum kitaplar daha cok 7.-8.ay yumurta sarisi, hatta tavuk, et, hindi lokmalarina gecebilecegimizi soyluyor, 9. Aydan sonra ise yogurt, peynir, fasulye, makarna diyor…Ilk yil siddetle yasakladiklari ise: yumurta beyazi, findik/fistik, cikolata, bal ve inek sutu. Bakalim, onumuzdeki hafta burada Turkiye’de bir cocuk doktoru/beslenme uzmanindan randevu aldim, cunku Dubai’de agzindan kerpetenle laf aldigimiz Dr. Rita’nin bizi bu konuda yeteri kadar bilgilendirmedigini dusunuyorum, zaten belki de degistiririz onu donunce…
Bu arada salyali ceneye, kulak cekmelere, her buldugunu kemirmeye devam, ama disler hala cikmadi, insallah daha da gec cikar, disli bir sekilde seni nasil emzirecegimi kara kara dusunuyorum cunku…
Bu aralar baya bi buyudugunu hissediyorum - artik gormedigin seylerin de aslinda varoldugunu anlamaya basladin, mesela yere dusurdugun oyuncagi eskiden unutur yerine yenisi verilene kadar beklerdin usul usul, artik bi gayret o dusurdugunu geri almaya ugrasiyorsun, tabi kaslarda her zamanki ciddiyet :)
Ya ciddiyet diyorum ama nadir...bazen bir hirsla emzigi emerken catik o kaslar, bazen tam kaka yapmaya basladiginda :) onun disinda gununun yuzde seksenini etrafa saf temiz bi sekilde gulumseyerek geciriyorsun... Gercekten senin kadar guleryuzlu cocuk az bulunur, carsida pazarda kimi gorsen mavi boncuk dagitiyorsun.
Bu hallerini hepimiz cok seviyoruz, hatta benden soylemesi - deden sana "Heidi" demeye basladi - Alplerde dedesiyle yasayan bi cizgi film kahramani Heidi (ve evet kiz (!), buyuyunce hesap sorarsin dedeye) cocuklugumuz onunla gecmisti - bembeyaz bir teni, kocaman gozleri, kocaman bi gulumsemesi vardi Heidi'nin - iste sen de gulunce ona cok benziyormussun...Naapalim dede bu...Bu aralar Heidi asagi Heidi yukari :)
Walla oglum bu yine iyi...babanla ben saclarinin iyice dokuldugu zamanlarda seni daha cok "Rauf Denktas"a benzetirdik - kiz miz ama Heidi cok daha sevimli :)