Once Hidiv Kasrindayiz...Guzelim Istanbul'a kusbakisi bakip ciceklerle dolu bahcesinde doyurucu bir kahvalti yaptik o sabah. Sen? Yine etraftakilerin maskotu oldun.
Sonra Mihrabat Korusuna gectik, manzara muthis!

Adile Sultan Sarayi da sonraki duragimizdi, eskiden kiz lisesiymis burasi Turkan Saylam'in okudugu...su guzellige bak...ya da bosver sen uyu uyuuuu :)
Baska birgun Moda Iskelesinde deniz kenarinda yemekteyiz...
Baska bir gun Dragosta...
Bir baska gun Pasalimaninda'yiz...
Ama o gunu hic unutmayacagim - ben daha once o nefret ettigin araba koltugunda gormustum ama dede ilk kez o gun gozyaslarinla tanisti, cok kizdi olaya sebebiyet veren, naaptigindan habersiz zavalli 2 yasindaki cocuga :) Deniz kenarinda yemekte yanimiza yaklasan bir anne ve oglu (cocugun ismi hala aklimda: Bartu) yuzunden cok duygusal anlar yasadik gercekten...Ben cocuga "merhaba, agu bugu, bak kardes bebek" vs derken birden bire cocuk senin ayagina vuruverdi! eminim sert diildi ve zarar vermek icin yapmadi, o da kendi capinda seninle tanisti iste ama sen bunu cok agir bir kavga sebebi saydin, cene birden burusuverdi, titremeye basladi, ve o guzelim gozlerden 2 damla yas suzuluverdi...Pis Bartu, Kaka Bartu!
No comments:
Post a Comment