Ocak 16da seyahat oncesi, iki yas doktor kontrolune goturdum seni, hersey yolunda, gelisimin gayet guzel, Boy: 91cm, Kilo:13.7 kg, Bas Cevresi: 49 cm cikti. Ayni gun Hep A ve Menactra asilarini olduk, bir sag bacaktan, bir sol bacaktan. Bastin yaygarayi. Artik bilincin cok daha gelismis oldugundan, nereye ne icin gittigimizi gayet iyi anliyorsun, doktor kontrolleri eskisi gibi kolay olmayacak bundan sonra anlasilan :(
Senelik doktor kontrolu sonrasi hep yaptigim gibi yine bir genel durumu ozetleyeyim bir de…Bu aralar sirin otesisin minik abi…daha tatli olunabilir mi bilmiyorum…hani “en guzel zamanlari bunlar, kiymetini bilin” der ya tecrubeli anne babalar? Iste tam o noktadayiz saniyorum. Asagida 2 yasina basisina yakin cektigim bazi videolar var, siradan ev halleri…
Sana hatira olsun diye diger guzel gelismeleri de cekmeyi cok istiyorum ama maalesef ben camerayi elime alir almaz yanima gelip makinayi ele gecirme sevdasindasin beyefendi :) artik yazili kayitlarla idare etceksin naapalim.
Neyse, ozetle, gelismeler cok guzel, bu aralar beynin resmen sunger seklinde ne verirsen aliyor. Aklima gelenlerden bir-iki sey not alayim buraya ki unutmayalim su hallerini
- Renklerin artik nerdeyse hepsini biliyorsun, senin telaffuzlarinla: yelloo (yellow/sari),Ooonc (orange/portakal), Yed (Red/Kirmizi), Pöypıl (purple/mor), Bluuu (blue/mavi), giyiiin (green/yesil)
- Tamlamalar yapabiliyorsun: “blue car”, “red light”, “green light”, “sleepy bird”, “two apple(s)”…gibi. Cok sevdigin icin gunde sanirim en az 40 kere “red car” diyorsun, tabi o kucuk isaret parmagi hep havada :)
- Sayilari yaklasik 2-3 aydir biliyorsun zaten, hem Ingilizce hem Turkce 10a kadar sayabiliyorsun, gosterince ne olduklarini soyluyorsun. Ingilizcede problem yok da, Turkce sayarken genelde iki dili cok guzel corba ediyorsun :) Telaffuzlar soyle simdilik, uzata uzata tabi: “vayn (One) / biiii (bir) ,Tuuu (two) / ikiii (iki), tiii (three) /üşşş (üç), foo (four)/ döö (dort), fayyf (five)/ bişşş (beş), sizz (six)/ aatti (alti), sivin (seven)/ yeyiii (yedi) , ayyt (eight - en tatli bunu soyluyorsun) / sekiii (sekiz) , naaayn (nine)/ dokuuu (dokuz), ten / om (on) gibi cikiyor sozcukler, ama biz anlasiyoruz :)
- Saymayi gercekten cok seviyorsun, herseyi, merdiven basamagi olsun, oyuncak arabalarin olsun, legolarin olsun, masanin ustunfe duran sekerler olsun..hersey illa ki bi sayiliyor
- Alfabeyi tanimaya basladin…henuz hepsini sayamiyorsun ama buyuk cogunlugunu taniyorsun. a,b, c, d, u, q....
- Birseyleri siraya dizmek, duzene sokmak, sonra bozmak ve tekrar duzene sokmakla ilgili obsesifsin bile diyebilirim. Surekli bir sira haline giriyor o oyuncaklar.
- Cok tatli “teeku (Thank you) anne” ve “sorii (sorry) anne” diyorsun…ozellikle bir yerden bir yere gecisine izin vermedigimde bacaklarimi iterken “soriii” demene cok guluyorum. Bana bi sey yaptirmak istediginde, yataktan kaldirmak istediginde de “kabon (come on) anne” :)
- Hayalgucun cok genis… saatlerce o arabalarinla bi yerlere park edip, bi yerlere dizip, yolcu, indirip bindirip oyalaniyorsun… arabalarini yaristirirken basta “ready, set, go” diyip basliyorsun, bayiliyorum seni izlerken boyle seyler duydugumda
- Gece yatarken “bye bye kitchen”, “bye bye chair” diyerek, tuvalete girdigimizde “bye bye cis” “bye bye toilet paper” diyerek sifonla birlikte el sallamalarin, sabah kalktigimizda “hello bus”, “hello aypet (ipad)” diyerek butun oyuncaklarini, ya da yolda gordugun insanlari selamlamalarin (sanki kralimiz sehri ziyaret ediyor), bi yerden ayrilirken “See you guys” gibi vedalasma sozlerin de ayri bi komik :
- "Mama" kelimesi artik yerini daha az generic “cereal”, “yayss (rice)”, “cake”, “bread”, “spoon”… gibi seylere birakti .“Cook” (hem "yemek pisirme", hem "tencere", hem "cookie (kurabiye)" yerine kullanilan bir kelime bizde :) yine boyle cok anlamli kelimelerden “vacuum” var, hem "elektrik supurgesi", hem "sac kurutma makinasi", hem "blender" demek “kaanca”da mesela :)
- Yemeklerini kendin yiyorsun ama maalesef baya seciyorsun. Sebzelerden birtek ispanakla aran iyi, gerisi ancak pilavin icinde kaptirilabilirse yeniliyor :( salata, domates vs hayatta yemiyorsun. Etle, kofteyle aramiz Allahtan iyi...Balik ancak fish fingers seklindeyse yenilmeye baslandi bu ara :( sut, portakal suyu, elma suyu ile de aran iyi, aksamlari yatmadan aptamil/enfamil vermeye devam ediyorum sutten daha fazla vitamin var icinde diye. "Shake shake" onun ismi "kaanca"da. Artik uykuya gecme saatinin yaklastigini isaret ediyor.
- “Aypet (ipad) neeede? Alla allaaaa”…diyerek, eller i iki yana acarak yapilan o tatli hareket vebez degistirmek istemeyince yapilan o ”no kaka” gibi basit cumleler de ayri bir isirmalik…Daha bir dolu kelimen ve kucuk basit cumlelerin var var, artik sayilacak gibi degil, her dedigimizi tekrarliyip ikinciye ogreniyorsun. O videoda gorulen 100e yakin flashcardin hemen hemen hepsini biliyorsun, ama iste pek videoya cektirmiyorsun :) karisik cumleler, uzun cumleler yok henuz, bakalim onlar gelince eminim daha da tatli olacak hersey.
- Ipad’de izlemeyi en cok sevdiklerin “Pocoyo/Ellie” ve “Caillou”. Bir de “Baby Einstein’in Things That Go ve Numbers” serisine bayiliyorsun. Icinde araba olan her cizgi film’de o kucuk parmaklar tarafindan hemen seciliyor Ipad’de. Zaten televizyona cok ilgin yok Allah'tan, ama Ipad bagimililigimiz da baya baya azaldi artik...yanlis ,biliyorum, ama onu da yapmazsam cok cok az yiyorsun diye artik nerdeyse sadece "yemek yerken"e indi Ipad'li dakikalar, diger oyunlar artik sana daha ilginc geliyor gun icinde.
- Soylemeyi en sevdigin sarkilar: “wheels on the bus” (ozellikle “wipers on the bus go swish swish swish” ve “mommies on the bus go shh shh shhh” kisimlari tam yemelik… ve de “twinkle twinkle little star”…o eller yukariya oyle guzel uzaniyor ki o yildizlara…canim benim…
- Hersey o kadar gulluk gulistanlik degil tabi...ozellikle alt degistirirken baya bogusuyoruz, pampersin "cars"li pull-up training pantsini kullaniyorum hep artik, kilot gibi...su hamilelik bitsin tuvalet egitimine de az kaldi zaten. Onun disinda emzik olayindan hala kurtulamadik, sadece geceleri yatarken aliyordun ama bu aralar sabah kalkinca da istemeye basladin, gun icinde unutuyorsun ama tanimadigin bir ortama girdiginde bazen "dumm", "dumm" (dummy = emzik) diye cigliklar atiyorsun...neyse, su an cok fiziksel gucum yok tahammul etmeye ya da seni baska seyle oyalamaya ama bebicik gelsin, ben su gobekten bir kurtulayim, bu isin de caresine bakacagiz.
- Eskiden kitaplara ilgin yok diye uzulurdum, artik resmen bayiliyorsun! kendin raftan getiriyorsun “anne buuuk” diye diye….
Son 2-3 aydir elimizden dusurmedigimiz kitaplar sana kerdesini alistirmak icin aldigim” new baby” ve “waiting for the baby” kitaplari…
Onun disinda, acilip kapanan parcalari olan Fisher-Price- Little People (around the town) ve Elmo (emmmo) kitaplari, mickey mouse (senin deyiminle “mimish”) “whose birthday is it?” kitabi yine en favorilerinden.

Annen de bu aralar gelismeler var, “Raising a Bilingual Child” diye bir kitap okuyor, senden vakit buldukca…
Henuz bitiremedim ama bitirince ogrendiklerimi paylasirim belki birinin isine yarar. Ama ozetle cocugunuzu iki dilli yetistirmek istiyorsaniz (ki Dubai gibi bir yerde yasayan bizler icin bu kacinilmaz) 4 farkli strateji var diyor yazar ve internetteki bircok baska kaynak:
1. OPOL (One Parent One Language) – Yani, Bir Ebeveyn Bir Dil. Dolayisyla cocuk her iki ebeveyne derdini anlatabilmek icin iki dili de ogrenmek zorunda hissedicek. Bu zaten babanla bizim izledigimiz (daha dogrusu izlemeye calistigimiz) strateji simdilik. Ben seninle sirf Ingilizce konusuyorum, baban da Turkce. Ama tutarlilikta cok basarili oldugumuzu soyleyemem. Mesela ben…seni bir tehlikeli durumda gorursem (masanin ustune cikmissin, dusmek uzeresin mesela) beyin ister istemez Turkce bagiriyor “oglum in asagi!!” diye…kitap bunun normal oldugunu soyluyor, kendi anadilinde reflexlerin daha hizli olmasi nedeniyle. Kizma, heyecanlanma durumlari disinda, bir de sicak ilgi gostermek istedigimde de bilincsizce Turkce geliyor tabi kelimeler…bu da normalmis…”sweetheart” diye sevemiyorum seni “yavrum, bitanem” diye seviyorum mesela. Sonra yanimda Turkler varsa, Turkce konusmaya basliyorum bilincsizce.Tabi evde benimle daha cok vakit gecirdigin icin, babacik iste oldugu icin Ingilizcen su an Turkceye gore cok daha fazla gelisti. Boyle olsun istemiyorum, tabi ki Turkce ilk dilin olsun istiyorum ama bir yandan da Dubai’de, yasadigimiz yerde, okulda, parkta, sosyal ortamlarda da denilenleri anla, yabanci kalma, yalniz hissetme istiyorum daha cok…kendine guvenin tam olsun, dil nedeniyle farkli hissetme istiyorum. Neyse, yazin Turkiye’de dede ve anneanneyle gecirecegimiz vakitte Turkce kismini telafi ederiz artik insallah. Dedigim gibi okuyorum daha…bakalim kitap anne-babanin kendi arasinda hangi dilde konusmasini tavsiye edicek? Ucumuz konusurken dil ne olmali diycek? anladigim kadariyla bilingual (iki-dilli) yetistirilen cocuklar biraz daha gec konusuyor, ama olsun...sonnunda iki dili de guzelce konusabileceksen, acelemiz hic yok zaten.
2. ML@H (Minority Language at Home) – Yani, Evde azinlik dili (Turkce), Disarda community (halkin konustugu) dil (Ingilizce)konusmayi gerektiren strateji…sanki sen daha 1 yasina girmeden aslinda bilincsizce bunu yapiyor gibiydik babanla…evde senle Turkce konusuyorduk, disari ciktigimizda Ingilizce…mesela doktora gittigimizde senden “ingilizce” biseyler istiyorduk, sen de haliyle bize oooyle bakiyordun J kitap bu konuda ilerki kisimlarda ne diyecek bilmiyorum ama bence bu metod pek ise yaramaz.
3. T & P (Time and Place) – Yani, zaman – mekan metodu. Mesela sabahlari Ingilizce, ogleden sonralari Turkce gibi… ya da belli mekanlarda Ingilizce belli mekanlarda Turkce gibi…normalde Dubai icin sacma geldi bana, ama dedigim gibi yazin Turkiye’ye gittigimizde Turkce’ye yonelecegiz biz de.
4. MLP (Mixed Language Policy)- Yani, ebeveynlerin konuya ve duruma gore her iki dilde de konusmasi…mesela cocuklarla okulla ilgili konusurken ingilizce ama ailesel bir toplanti, bir dugun konusulurken Turkce gibi…sanirim en nihayetinde buna geliriz ilerde, ama simdi degil.
Boyle iste…gun gectikce biseyler ogreniyoruz sayende…Gunler geciyor…2 koca yili geride biraktik oglush. Ben de, baban da her gecen gun hem zekana, hem o gulen yuzune daha cok asik oluyoruz. O islak opucugunu bizden hic esirgeme, olur mu :)
Seni cok seviyoruz ilk gozagrimiz…





No comments:
Post a Comment