Tuesday, September 17, 2013

Bu da Su Kuşu! - Eylul, 2013

Hic sasirmadim :) banyodan cikmak bilmeyengillerden.







 

Ozancik – Ilk Emeklemeler




Dedeler, babaanne, annane daha emekledigini gorememisti...istanbuldayken, surekli totoshunun ustunde gecirdigin icin gunlerini, pek umut vadedici gorunmuyordun - hatta sana "lapaci" bile diyenler oldu oglum...bas harfi: babaanne :)
iste bu video da dedelere-babaanne-annanelere gelsin :) gorunuz, bakiniz: lapaci diil benim tombagim! Hatta, bu bile eskilerde kaldi, artik hedeflerine isik hiziyla ulasiyorsun...

Abin aynen bu videodaki gibi butun oyuncaklarin sahibi-efendisi hala, evet.

Monday, September 16, 2013

Ozancik – Ilk Mamalar




Nasil da istah acicisin balkabagim benim :) Arkaplanda Kaan abi'nin komikliklerini de izliyoruz yine

Wednesday, September 11, 2013

Ozancik – Ilk Daa-daa lar, Gulusler :)




Gulec oglum benimmm…safim…birtanem… senin kadar cok gulumseyen bir bebek gormedim ben hayatimda! Hayat hep yuzunu guldursun...

Monday, July 8, 2013

Mezuniyet ve Temmuz'da Cocuklarla Londra

Evet oglushlar, nihayet Temmuzda bitti MBAim. Yani artik MBA diplomali bir cocuk bakicisiyim, aman ne guzel :)


 


 



Londra'daki mezuniyet torenine ailecek gidelim istemistim aslinda ama babaniz gelemedi, cunku o sirada onun da kendi MBA dersleri icin Fransa’da olmasi gerekiyordu. (Evet bildigin deli cesaretiydi 2 cocuklu halimizle 2 MBA e kalkismak, bizim icin baya zor bir sene oldu, ama bitirdik. Benim Ozan’cigimin dogumu nedeniyle alamadigim 2 dersim kaldi, onlardan birini Ocak’ta birini Mart’ta tamamlayacagim, kurtulacagim. Babaniz ise Aralik’ta mezun oluyor. Baya yiprandik ama cok seyler ogrendik, cok guzel bir network yaptik, simdi iyi ki cesaret etmisiz diyoruz. Oldu da bitti iste.)
Babaniz gelemiyince ben de kidemli velim : dedeniz, ve annanenizle birlikte gitmek istedim. Hem sizlerle birlikte guzel bir tatil (!) olur diye kandirdim onlari da.... Ama ne tatil!!! Boyle yorgunluk gormemislerdir herhalde :)

Plan, 6 Temmuz Cumartesi hep birlikte ucmakti Istanbul’dan Londra’ya…ama vizelerde bi aksilik oldu… Yaz donemi cok yogun oldugundan, dedeniz ve annanenizin vizeleri (cok onceden basvurmalarina ragmen) yetismedi ...benimki de ucu ucuna (Dubai’den Istanbul’a ucma tarihime 1 gun kala) yetismisti.  Ayin 6si, haftasonuna denk geldigi icin 2 gun de ordan atti…hoop Pazartesiye kaldi vize isleri...Dedenlerin Pazartesi gecesine kadar olan tatilleri yandi, butun otel vs onceden odenmisti halbuki L benim ise bir karar vermem gerekiyordu: son modulun derslerinin bir kismini asip Pazartesi gecesi dede ve annane ile pasa pasa rahat rahat yolculuk yapmak mi? yoksa “yok ,oteller de odendi, okul da var” diyip planlandigi gibi Cumartesi, biri 4 aylik, biri 2.5 yasinda 2 cocukla tek basina yolculuk yapmak mi? tabi ki kahramanimiz, sacma ve zor olan karari verdi. Kendisinde bu aralar bır deli cesareti, sormayin gitsin...

Yalniz biraz uzun bir post olacak - bol resimli... aileden olmayanlar icin sıkıcı olacaktir simdiden uyarayim J
Evet, baslayalim bakalim anlatmaya....Istanbul havaalanindayiz once... dedenler bizi yolcu ederkenki halimiz...


Henuz beni bekleyen kabustan (2 cocukla gecirecegim 4 saatlik yokculuk + Londra havaalaninda metrelerce uzunlukta bir passaport kontrolu kuyrugundan) habersizim burda...kabus diyorum cunku Kaancim: gercekten beni delirttin o gun – neler yapmadin ki isleri zorlastirmak adina...sapkasiz ve cantasiz bir yere adim atmamacalar, ama bir yandan da hem Ozan’in arabasini hem Caillou oyuncagini cekmek istemeceler, kuyrugun neredeyse basina gelmisken en sona dogru kosusturmacalar, surekli havaalaninda oynanmamasi gereken seylerle oynamacalar, yere yatmacalar, pis seylere dokunmacalar....Ozancim: sen de emzirme krizlerin, cigliklarinla ortami senlendirmeler. Halimiz tam filmlikti. Drama. Neyse ki kuyruktaki insanlar acidilar (ya da belki rahatsiz oldular:) ve bizi one gecirdiler bir 10 dakika sonra.


Neyse...oyle ya da boyle vardik otelimize. Inanilmaz guzel bir hava bizi bekliyordu Londra’da! Her gun gunesli, her gun bahar havasi... Uzun seneler Londrada yasamis arkadaslarim Temmuzda bile soguk olur dedikleri icin yanimiza aldigimiz kalin kiyafetlerin hepsi aynen oylece geri geldi... 6-14 Temmuz arasi sanirim sadece 1 gun biraz bulutlandi, sogudu hava, onun disinda hep yaz sicagi vardi.
Yeni bir yere gelinince, hava boyle guzel olunca ve gec kararinca (resmen 10:30a kadar aydinlik) tabi ki de Kaan’cim seni yerinde tutamadim. Bir oraya kosmalar bir buraya kosmalar...ziplamacalar, hoplamacalar. Dubai’de trafiksiz yerlerde seni zaptetmek kolay tabi, esas test Londra’daymis! Bildiginiz suyum cikti! Babamlar gelene kadar hergun sizi sag salim yataga yatirmak icin buyuk savas verdim :)


Birlikte sehiri gezmenin pek mumkun olamayacagini anlayinca - ki bunu anlamam vardiktan sonraki ilk 1 saat icinde oldu - careyi sizi Regents Park, Hyde Park gibi yerlere goturmekte buldum. Yani tabiri caizse: saldim cayira J Bol bol yuruyus yaptik birlikte, ordeklere yem verdik, butun o yorgunluga ragmen cok keyifliydi...



 

 
Dedeniz ve Anneanneniz gelince hersey cok daha guzel oldu tabi. Cok gezdik, cok yorulduk ama bir o kadar da eglendik. Neyse, lafi daha fazla uzatmadan resimlerle basbasa birakiyorum sizi...
 
9 Temmuz: 
 







Dersler arasinda otele geldigimde uyuyordunuz once...sonrr, siz uyaninca cekilmis alttaki poz - "hop little bunny hop hop hop" oynuyoruz burda :) Kaancim israrla Ozan'in da ziplamasini istiyorsun :) - bunun videosu olmasi lazim, bulup yukleyecegim mutlaka.



Ben dersteyken babamlar sizi Hyde Park'a goturmusler, oradaki unlu george irvin merry-go-around / carousel maceranizdan alttaki pozlar...





 Ve Marble Archtan bir poz...


Gezi direnisi sonrasi onemini daha cok anladigimiz parklar, bu cocuklu tatilde bizim hayatimizi kurtardi :) Regents Park ve Hyde Parktan alttaki pozlar... dedeyle ordeklere yem verirken ki hallerinizden sirin videolar da var onlari da artik sonra yuklerim.



 








10 Temmuz: Oxford Street, Selfridges, Leicester Square, Bond Street...bu kalabalik ama hep neseli, hep hareketli sehirde kisa bir alisveris turu...







canim benim....kimbilir neler geciyor aklindan...


11 Temmuz: Mezuniyet Toreni Gunu...Hayatimin en yorucu gunlerinden biri... o uzun topluklar ve cubbenin agirligi bir tarafa, Kaan'cigimin hiperaktivitesi, bitmek tukenmek bilmeyen enerjisi bir tarafa...resmen bitmistim aksama...Parasini odedigim mezuniyet balosunun biletlerini yaktim...gidecek halim/vaktim yoktu, yattim uyudum... Once uzulmustum, ama sonra dusundum de: "iki cocukla buraya kadar geldigime bile sukretmeliyim, parti de eksik oluversin bu sefer"...

Asagidaki resimler once Royal Festival Hall'deki torenden sonra campusteki afterpartyden.






 
 
 




 






 
12 Temmuz: Formaliteler bitiyor, turist omerler yola cikiyor....2 Katli bir sightseeing otobusune binip begendigimiz turistik mekanlarda biraz geziyoruz o gun: Covent Garden, London Eye, Tower Bridge, Big Ben....










Covent Garden'da meydanda harika bir sov var...Kaan'cim, o gun once cok dikkatle izliyordun sovu benimle guzel guzel...sonra birden bire kendini sahneye atmak istedin, cambazin elinde tuttugu ipe sarktin...asagidaki komik kareler o enstantaneden :) zor oldu seni yatistirmak.





Ha bir de bu kirmizili solist kiza da asik oldun saniyorum, oradan bir turlu ayrilmak istemedin o gun...






Sokak performanscilariyla, sirin cafeleriyle unlu Covent Garden aslinda cok keyifliydi, ah bir de Kaancim sen huysuz gununde olmasaydin...





Patron onde, biz arkada yine....







13 Temmuz: London Eye, Big Ben duraklari...




 

 

 



 



 

 
 


Ve 14 Temmuz:  Son Gun. Donus icin havaalanina gitmek uzere ayarladigimiz taksiyi otelin lobisinde beklerken ve minik kushlarim opusup koklasirken...




Havaalanindan eve giderken cekilen su poz da zaten bu gezinin bende biraktigi derin izleri biraz anlatiyor sanki?


Knock-Out :)

oofff...Allah'im....ne haftaydi....anneanneniz ve dedenize ne kadar tesekkur etsem azdir, onlar olmasaydi, boyle yorucu ama keyifli anilarimiz olmayacakti....saolsunlar, ayaklarina saglik...