Wednesday, September 19, 2012

Anaokuluna Basladik! Iste simdi "tam anne" oldum sanki :)

…oglushunun beslenme cantasini hazirlayan, okula birakan, okuldan alan, yolda “nasildi bugun okul? neler yaptiniz?” diye sora sora daraltan....tam bir anne profilindeyim artik.

Yine her zamanki gibi cok gecikmis bir yaziyla karsinizdayiz sayin seyirciler. Su an, dondurucu bir Aralik sogugunda Londra’dayim, ustelik 27 haftalik da hamileyim, MBA’im icin almam gereken iki ders icin geldim, Tabi Dubai’liye pek yaramadi bu soguklar, iki gunde hasta oldum. Oglushum: senin hasretinle yanip tutustugum su dandik bed & breakfast otel odasinda, careyi resimlerine bakarak isinmakta buldugum anlardan birinde (bir yandan oksurup, bir yandan burnumu cekerken) ne zamandir blogu guncellemedigimi farkettim. Ve aslinda Eylul ortasi gibi yazmam gereken su “anaokulu secimi” maceramizi anlatayim, o zamanki resimleri de bir yukleyeyim istedim.

E, konu bambam ve egitimi olunca anne-baba ikimizin de kafası karisikti, acaba henuz cok mu erkendi? Yoksa, sosyal gelisimin icin bu aslinda yapmamiz gereken birsey miydi?...vs vs bir suru soru vardi kafamizda….eskiden ne guzelmis - 7 yasindan once hicbirsey yapmaya gerek yokmus, 7 yasina gelince de eve en yakin okula gonderip isi bitiriyormus anne-babalar…simdi oyle mi ama :( okul secme meselesine nerdeyse dogar dogmaz basliyor bazi insanlar…  once “aman ben uymiycam o hirsli annelere” dedim, ama sonra icime hep bi kurt dustu…duramadim, ben de arastirmaya basladim.

Dubai’de “Nursery” denilen, yani henuz bildigimiz anaokuluna (Amerikan sistemine gore 4 yasinda baslanilan “Kindergarden (KG)”, Ingiliz sistemine gore 3 yasinda baslanilan  “Foundation Stage (FS)” dedigimiz  safhalara) gecmeden once, bebislerin 3 ayliktan – 3-4 yasina gelene kadar kabul edildikleri okullarin (saniyorum Turkce’de de “kres” dogru terim) oldugunu biliyorduk. Gecen sene, sen tam 1 yasina yaklasirken arastirmaya/sorusturmaya baslamistim bunlari (http://www.dubaifaqs.com/nurseries-dubai.php ), 2 yasina yaklasirken, 20 aylik olunca Eylul gibi de seni baslatmaya karar vermistik babanla.

Dubai’de, herseyde oldugu gibi hem normal okullar, hem anaokullarinda hep bir "bekleme listesi" oldugunu, iyi bir okul istiyorsak elimi cabuk tutmam gerektigini arkadaslarimdan ogrenmistim. Hazir da calismiyorken, bundan iyi firsat mi olur diyerekten, odevimi yaptim, 1 hafta icinde butun shortlist yaptigim okullari gezdim, zaten senle birlikte gittik bircoguna da...

Ogretmenlerle konustum, tuvaletlere, genel temizlige, ogretilen seylere, egitici oyuncaklara, siniflara goz attim, mufredati anlamaya calistim. (Mufredat, US (Amerikan), UK (Ingiliz) ve IB (International) olarak uce ayriliyor burda…(bir de tabi Indian, Arabic, French, German var ama onlar bizi ilgilendirmiyor) ...bir de Montessoriler var – Montessori: (cok kisa ozetlersek) temeli bireysel eğitime dayanan, buyuk cocuklarla kucuk cocuklarin ,yani butun yas gruplarinin ayni sinifta bulundugu, soyut yerine daha somut seylerle, oyuncaklarla degil, gercek hayattan objelerle ya da daha cok tahtadan yapilmis egitici oyuncaklarla ogrenme uzerine kurulu) biraz daha farkli bir yaklasim – internette zilyon tane site var hakkinda zaten bi de ben bilgi kirliligi yaratmayayim burdan)

Babamizi da surukledim bir ogle arasi is cikisi ve sonunda cok icimize sinen, sevkatli, sevgi dolu egitimcileri olduguna inandigimiz, iyi referanslar duydugumuz/gozlemledigimiz bir okula, EYFS (Early Years Foundation Stage) kalifikasyonunda bir Ingiliz okuluna  (Children’s Oasis Nursery’e) karar verdik... ismini yazdirdik listeye… Sonra da Eylul ortasi, sen 20 aylik olunca, haftanin 3 gunu (Pazartesi, Sali, carsamba) yarim gun olarak (8:30-12:30 arasi) baslattik…Ilk Sinifinin adi: Dolphins (yani “Yunuslar”:) sinifiniz 10 kisi, her sinifta 2 ogretmen, 1 yardimci var, yani 5 bebis basina bir ogretmen dusuyor. En sevdigin arkadaslarindan Alp de bu okulda, farkli sinifta cunku senden nerdeyse 1 yil 3 ay buyuk. Zaten Esra sayesinde ogrenmistim bu okulu.

Alp'cik ve annesi Esra ile her oglen cikisi bulusup sizi bir yarim saat kirk-bes dakika da bahcede oynatiyoruz. Alp'in pesinden bi kosusun var ki, o nereye sen oraya... Olur da ben unutur, eve gitmek uzere kapiya dogru yonelirsem "aaap!!" "aaap!!!" diye bana hatirlatiyorsun zaten - okul bitince ilk hedefimizin Alp'i bulmak oldugunu. Sinifinda bir Turk cocugu daha var: Mert. Annesi-babasiyla karsilasiyoruz okul giris cikislarinda hep.

Ilerde okul gunlerinin sayisini arttiririz, simdi alisacak misin, yadirgayacak misin bilemedigimizden ”boyle azar azar baslayalim ilk donem” dedik, ama hic korktugumuz gibi olmadi, gayet kolay adapte oldun cok sukur. Tabi ben ilk gun, “heyecanli anne” olarak, ogretmenlerin Ms. Rachel ve Ms. Nadia’nin biraz basini agrittim, once onlara bir not gibi bisii yazdim, beslenme cantana koydum, seni goturdugumde onlara bi de sozlu anlattim :) eminim dalga gecmislerdir benimle ama naapiyim, dayanamadim…1 sayfa uzunlugunda bir mektup niteligindeki notumda, sen aglamaya  ya da huysuzlanmaya baslarsan neler yapilmasi gerektigi, ve bazi sık kullandigin Turkce kelimelerin aslinda ne demek oldugu vs yaziyordu daha cok…mesela “anne” nedir “mama”  nedir (mama diyince bunlar simdi annesini istiyor zannetmesin,  yemek versinler diye), “su”  nedir (oglushumu susuz birakmasinlar diye) vs vs…. emzik vermemelerini soyledim, cunku nerdeyse biraktik gibi artik, gunduzleri hic aramiyorsun, sadece uykuya gecerken aliyoruz. Neyse, ilk hafta, ilk gun once sadece 20 dakika bensiz kaldin sinifinda, ben disarda bekledim diger annelerle – olur da bir cingar cikarirsin diye :) sonraki gun yarim saat, sonraki gun 45 dakika…prosedur boyleymis alisma doneminde. Hep disardaydim tetikte, kendimi sana gostermeden sessiz sessiz neler yaptigini izledim, oda kapisinin camli bolumunden…ne heyecanliydi!

Ve 3.gun ogretmenlerin, hicbir adaptasyon sorunun olmadigini, artik full 4 saat gelmeye hazir oldugunu soyledi! afferin sana uyumlu oglushum hic uzmedin beni… Simdi de arkadaslarinla hep mutlu mutlu oynuyor buluyorum seni her almaya gittigimde, ogretmenlerine gelince "hello" giderken de "bye bye" deyip el sallamayi ihmal etmiyorsun. Tabi her geldigimde bana inanilmaz simsiki bir sekilde sariliyorsun…o da icimi ayri bir eritiyor ama seni gunden gune daha fazla kendi ayaklari ustunde durmaya alisan bir cocuk olarak gorecegim icin “iyi yaptik erken baslamakla” diyorum her seferinde… Iste once ilk gununden resimler, sonra ara ara, seni birakmaya almaya geldigimde cektiklerimden…












 





Gecenlerde birkac sinif toplu sarki saatinizde, niyeyse bir turlu ayrilmak istemedim ordan, sizinle kalip ben de sarkilara katildim. Iste o gunden bir video, sen her zaman oldugu gibi yine pek yerinde durmuyorsun tabi:


 


Seni her almaya geldigimde o gun nasil oldugunu soruyorum ogretmenlerine… Cok hareketli, yaramaz bi bucur oldugundan “ay acaba bu sefer bisey diycekler mi” diye de icim icimi yiyor aslinda… su ana kadar hic olumsuz bisey duymadim, hep guzel seyler duydum. Hatta ara ara su altta resimlerini gordugun gibi “superstar” “very good” rozetlerini, damgalarini aldin geldin (hehe :)) nasil da gururlaniyor insan, cocugu bir odul alinca, hemen buzdolabina yapistirdim cikartmalarini :) Ama bir gun Ms. Rachel’in gozlerini patlata patlata “HE HAS NO FEAR…UNBELIEVABLE! (hic korkusu yok…Inanilmaz! )” dedigi ani hic unutmiycam…bisikletlerle arka bahcede nasil bir hizda bir saga bir sola gittiysen artik! Kadincagiz gorduklerine inanamamis :)))



 

Bu arada evimizin nerdeyse dibinde, sadece 5 dakika yurume mesafesinde bir Montessori var aslinda, unlu de bir okul, bizim icin hayat cok kolay olurdu seni oraya yazdirsaydik ama mesela ogretmenleriyle konustuktan sonra, icim pek sinmedi oraya, yeterince ilgili degillermis izlenimi birakti bende. Baban da bahcesine cok yakin olan elektrik direklerine ve bir GSM vericisinin lokasyonuna kafayi takti. Dolayisiyla eledik orayi. Seni yazdirdigimiz okul ,evimize arabayla 15-20 dakika, trafiksiz, sakin bir yol – sabahlari once babayi, sonra seni birakiyorum, oglen de tekrar almaya geliyorum.

Bu yaziyi okuyan annelerin de isine yarar belki diye anaokulu / kres seciminde karar verirken dikkat ettigimiz, gormeye gittigimde gorevlilerden, ogretmenlerden ogrenmeye calistigim seyleri yaziyorum buraya:
1.       OKUL HAKKINDA: ne zamandir bu isi yapiyorlar? Akreditasyonlari var mi? Dubai icin gecerli bir soru ama: Hangi mufredati takip ediyorlar (UK, US, Montessori)?
 
2.       KAYIT HAKKINDA: kapasiteleri ne kadar, kac cocuk aliyorlar? Su an yer var mi? Yoksa bir bekleme listesi var mi, ne kadar uzun?
 
3.       OGRETMENLER HAKKINDA: Ogretmenlerin egitimi nedir? CPR, ilkyardim gibi egitimleri de almislar mi? Performanslari nasil gozlemleniyor? (Cocuklarla aralari nasil  kismini gidip yerinde gozlemlemek gerekiyor tabi - yani yeri geldiginde sariliyorlar mi, ses tonlari nasil, aglayan cocukla hemen ilgileniliyor mu? vs) Cocuklar nasil yas gruplarina gore siniflara ayriliyor? her sinifta kac cocuk basina kac ogretmen, kac yardimci var? (Uzmanlar, 0-2 yas arasi icin 4-5 cocuga 1 ogretmen/yardimci; 2-3 yas arasi icin 5-7 cocuga 1 ogretmen/yardimci, 4-5 yas arasi icin ise 1e 8, 1e 10 gibi oranlar oneriyor.)

 
4.       AKTIVITELER HAKKINDA: Cocuklarin 1 gunu nasil geciyor, sabah nasil basliyorlar, neler yapiyorlar, ne gibi oyuncaklarla oynuyorlar, egitici olarak ne gibi faliyetler var (Muzik, Kitaplar, Resim vs)? Disarda oyun alani var mi? Icerde yumusak zeminli oyun alani var mi? Bahcesi ne kadar buyuk?
 
5.       SOSYALLESMEve DISIPLIN ANLAYISI HAKKINDA: Cocuklari nasil disipline ediyorlar, time-out var mi? cocuk aglamaya basladiginda nasil rahatlatiyorlar?
 
6.       HIJYEN ve SAGLIK: Asilari tam olmus olmak kayit icin sart degil mi? Hasta cocuk hemen eve gonderiliyor mu? Kac derece atesin ustunde ise? Doktor/Hemsire/Saglik Uzmani var mi okulda sabit duran? Hijyen icin, ve tuvaletlerin, lavabolarin miniklerin boyutlarina uygunlugu icin de yine yerinde gozlem yapmak lazim.
 
7.       OKUL GUNLERI SAATLERI HAKKINDA: Kacta basliyor, kacta bitiyor? Ogle yemegi veriliyor mu? Tatil gunleri, donem tarihleri neler? Cocuklarin okuldan alinma, birakilma saatleri konusunda ne kadar esnekler?
 
8.       UCRET HAKKINDA: Donem ucreti nedir? Kardes indirimi var mi? Cocuk okula gelemediginde (hastalik vs) o gunlerin ucreti de odeniyor mu? Ne sıklıkta odeme aliniyor?
 
9.       OKULDA BULUNMASI GEREKENLER HAKKINDA: Altini degistirme hizmeti veriliyor mu, tuvalet egitimi almis olmalari mi gerekiyor? Bez almamiz gerekiyor mu siz mi veriyorsunuz? Baska neler getirmeliyiz okula gelirken? Gunes kremi, sapka, su matarasi, yedek kiyafet? Beslenme cantasinda neler olmali? Beslenme duzenli saatlerde mi oluyor, cocuk isteyince mi?
 
10.   EBEVEYNLER HAKKINDA: Bize okuldayken olup bitenleri, yapacaginiz/yaptiginiz faaliyetleri ne gibi bir iletisim sistemiyle aktaracaksiniz? (e-mail, e-dergi, not panosu) Gun icinde cocugun kac kez alti degisti, kac kez sut aldi, ya da uyudu mu gibi bilgileri ogrenebilecek miyiz almaya geldigimizde?

Alttaki resimler de daha gecen seneden...okul arastirmasi yaptigimiz gunlerden...hihii :) nasil da kucuk mussun!!!? Allah’im inanamiyorum….nasil hizli geciyor gunler...

 



Off yazmadim yazmadim, simdi de cok uzun yazdim. Neyse, ozetle bence anaokulu cocuga yapilabilecek en iyi sey…ben kendim de gittim 3 yasimdan 6 yasima kadar, hala o gunleri hatirlayip mutlu oluyorum. Annecimle, babacim iyi ki de evde kalsin dememisler.
Calismayan Anneler: kendinizi kotu hissetmeyin, gonderin, bu onun iyiligi icin…iletisim kurmayi, baskalariyla birseyleri paylasmayi ogrenebilmesi icin…sizin eksikliginizde de kendine guvenmeye baslamasi icin…
Calisan Anneler: iciniz rahat olsun, orda olmasi, evde bakiciyla vakit gecirmesinden bin kat iyidir.

...diyorum ben...

Thursday, September 13, 2012

Ortamda Kiz Varsa, Kesin Show da Var!

Parktan kiz arkadasin Maya’nin annesi Lyndsay ile anlasmistik tatil oncesi - Eylul basindan beri her persembe oyun gunu yapiyoruz. Bir hafta o bizde, bir hafta sen onlardasin. Maya’nin annesi Fransiz, - full time calistigi icin , prensesi bakicisiyla birlikte gonderiyor bize- babasi da Ingiliz…Maya'cik senden 1 ay buyuk, o da senin gibi bu iki-dillilik ikileminde gidip geliyor, cat pat, iki dilden de biraz biraz ortaya karisik konusmaya calisiyor kendince…Ama siz ikiniz biraraya gelince, dil bebek dili olunca, seyrine doyum olmuyor… gayet guzel anlasiyorsunuz …O kadar eglenceli oluyor ki bu oyun gunleri, gulmekten nerdeyse yerlere yatiyorum her hafta :)

Yalniz, bu erkekler; 7sinde neyse 70inde de o galiba!…  :) Guzel Maya gelir gelmez basliyor sende bir heyecan, bir bagiris cagiris, bir kosusturmaca hali...yerinde duramiyorsun...sanki butun hunerlerini gostermek istiyorsun kiza! (Kucuk mavi arabani surmeyi bi turlu tam olarak ogrenememistin, hep bizi cagiriyordun seni cekmemiz ya da itmemiz icin…Gecenlerde Aaa! bi baktim Maya orda diye nasil da o gun oracikta cozuverdin ayaklarindan kuvvet alip itmeyi! :) Ama yani, Maya da az hareketli degil… bir o seni kovaliyor bir sen onu…bir o senin ustunde, bir sen onun…
Ya her haliniz cok seker…Eylul basi, bir oyun gunumuzde bol bol da cekmisim sizi…ancak vakit buluyorum yuklemeye...gercekten elemeye kiyamadim, bol bol foto  ve video var asagida…sIkıldıkca izler mutlu olurum. Once sahane dansiniz, sonra ring-a-ring-a-roses performansiniz, sonrasinda da bi dolu komiklik iste… izle izle neselen bu bucurleri:)






 



















 

Sunday, September 2, 2012

Oyun Odasi Duzeni

Uzun zamandir erteledigim bir projeyi sonunda, tatil bitince, babacigini da itekleyerek hayata gecirdim. Artik salonda, antreden bozdugumuz bizim yanibasimizdaki oyun alanin eskisi gibi daginik, karman corman degil. Artik boyamak, resim yapmak, kitap, flashcard, puzzle karistirmak, oyun hamurlarimizla oynamak icin minik, sevimli bir masamiz; iki minik cuce sandalyemiz; ve oyuncaklarimizi, puzzlelarimizi, legolarimizi kategorilerine gore yerlestirdigimiz sepet raflarimiz; kitaplarimizi basliklari gorunebilecek sekilde tasiyan raflarimiz var. Duvarlarimizda da Amazon UK’den siparis ettigimiz kedicikli, sevimli cikartmalarimiz :)









  
Biter bitmez senin deyisinle “Yayy!” dedim walla, cok hosuma gitti … 3 ana konu uzerinde duruyor uzmanlar, bebeklikten cocukluga geciste oyun alani nasil olmali konusunda… o tavsiyelere uymaya calistim:

1.     OYUNCAKLAR: Artik, etrafta bisey yok, hersey sepetlerde. Ama istedigin zaman istedigin oyuncaga erisebiliyorsun. Merdiven altina kaldirdigimiz, arada donusumlu olarak cikarttigimiz oyuncaklarini ayda bir degistiriyorum bu cekmece/sepet seklindeki raflarda bulunan oyuncaklarla. Nasil da mutlu oluyorsun, uzun sure gormedigin bir oyuncakla tekrar oynadiginda. Tavsiye edildigi gibi (hem de babanin ve benim artik basinin pek gurultu goturmemesi nedeniyle) evdeki pilli, sesli oyuncak sayisini azalttik, pillerini cikarttik  cogunun (birlikte dans ettiklerin haric :)), hala ayni zevkle oynuyorsun hepsiyle. Ilk zamanlar sen daha cok kucukken de boyle oyuncaklara ihtiyac vardi, takip yetenegini gelistirmek icin, bu oyuncaklarin pillerini artik ancak kardesin gelince yine kisa bir sureligine takariz.

Gercek hayatla ilgili oyuncaklar zaten en sevdiklerin…telefon, vileda, hayvan figurleri…vs ama bir  mutfak seti var ki (ya cok keyifli bir set almistim (itiraf ediyorum sanki daha cok kendim evcilik oynamayi ozledigim icin aldim bunu ama gercekten cok ise yaradi) yumurtali, sosisli, brokolili, kahve fincanli, tabakli, tost makinali, ekmekli, tavali, tencereli…ay nasil zevkli bisey…) sen de bu setle bayilarak oynuyorsun, kahve yapip “hot hoot” diye bagiriyor, domatese “tooo”, yumurtaya “gakka” diye diye saatlerce oyalaniyorsun. 

Oyuncak sepetleri farkli kategoriler halinde, ve her zaman isimiz bittikten sonra ayni cins oyuncak ayni sepete geri giriyor, bu sekilde duzene, organizasyona alismani, herseyi yerli yerinde bulmayi sevmeni saglamak istiyoruz.

2.     KITAPLAR: Kitaplar icin aslinda, internette gordugum su rafa benzer (alttaki resimdeki gibi, soyle kapaklarini gorup rahatca uzanabilecegin sekilde) bisey yapmak istiyordum... ama yerimiz simdilik musait degil, belki ilerde…dandik bir gazetelikten uydurdugum kitaplik da hic fena olmadi aslinda,uzmanlarin tavsiye ettigi sekilde basliklar gozukuyor, ayrica senin ulasabilecegin yukseklikte.
 


3.     OYUN ALANI: Oyun oynamak icin de kocaman bir alanimiz var, konsantre olmak istedigimiz oyuncagi cikarip, etrafta bir tek onu birakmaya ozen gosteriyoruz. Resim yapatigimiz zaman, oyun hamuruyla oynadigimiz zaman bembeyaz masamiz tabi ki de rezil oluyor ama IKEAdan ucuza aldik nasilsa, diledigin gibi boya oglum, islak mendillerle hemen cikiyor hepsi.   

Butuun bu guzel ortama ragmen, bu aralar, oyun oynarken bazen cok agresif, yikici hareketlerin oluyor…eskiden hareketliligine, bam-bamligina yorardim bunlari ama artik sabrim tukeniyor… “2 yas sendromu" - "terrible two" dedikleri bu mu acaba???? :( sirf cikardigi sesi sevdigin icin, ici oyuncak dolu sepeti langur lungur bosaltma, legolari bozma dagitma, masa uzerine ozenle dizdigim kucuk adamciklari bir kol darbesiyle ucurma gibi sahalarda gormek istemedigimiz hareketlerin var.... Bu aralar cok sabirsizsin, istedigin hemen olmazsa bi tuhaf mizmizlanma, viyaklamalar hemen…Kirmizi kart / time-out olayina baslasak mi artik dedirtiyor bu hareketler. Kitaplar, uzmanlar, "bunlar normal, ama mutlaka konusun, anlatin onlara neyi yanlis yaptiklarini" diyor. “Bak, bisikletini getirmedim diye sinirlendin ve bagirmaya basladin ama bu yanlis, biraz sabirli olman lazim, beklemen lazim” ya da “bak, bunu simdi yere atmak istedin, ama bu yanlis, yapmaman gerekli, kirilabilir, ve bir daha bu oyuncakla hic oynayamayabilirsin” gibi….  Sabrim el verdigince deniyorum ama su ana kadar cok basarili oldugum soylenemez :(Uzgunum bidik, saniyorum artik su time-out olayini bir arastiracagim, belki de uygulamaya sokacagim. Disiplin onemli...



Ama anladim ki oyun daha cok onemli cocuk gelisiminde…hem yaraticiligi tetikliyor, yeni seyler kesfediyorsun, ogreniyorsun, hem birlikte birseyler yapabilme, basarabilmenin verdigi hazla birbirimize daha cok baglaniyoruz. Bir zaman zorlanmistik, bizsiz hic oyun oynamak istemiyordun, surekli ya babani ya beni elimizden tutup kaldirip oyun alanina goturuyordun, evde hic is yapamaz olmustuk, ama artik kendi kendine de oyunlar buluyorsun, sikilmiyorsun…bunu gormek cok hosuma gidiyor. Patron yine sensin, davet edildigimizde oyuna geliyoruz, hatta bazen“aptali oynuyoruz” bize sen goster naapmamiz gerektigini diye… Hala dikkatini birseye 5 dakikadan fazla verebilme problemin var :( ama hangi arkadasimla konussam bu surenin yas ilerledikce arttigini soyluyor, korkulacak bisey yokmus.








Tatil zamaninda bitti, evimizi ozlemisiz. Havalar da harika su an Dubai’de, bunu firsat bilip siksik disarida, bahcedeki oyun alanimizda da oynuyoruz. Iste alttaki videoda, oylesine cekilmis, ev/bahce hali birkac oyun cekimi...hatira hepsi...